Nedir.Org
  • 1
343
22
Okunma
8763
Cevap
7
Soru :

Anadolu'nun en ünlü efsaneleri

Anadoludaki en ünlü efsaneler
Bölüm: Edebiyat
Durum: Çözüldü
Tarih: 5 ay önce
Zeus 1 kişi takip ediyor

Cevap Yaz


×
Seç Değiştir



×
Seç Değiştir

×
Örnek 1 : https://www.youtube.com/watch?v=0zuBFyfQ3Qc
Örnek 2 : https://vimeo.com/8802569

Verilmiş Cevaplar


19



2020-02-25 18:05:42 #
Cevap :

Şahmeran Efsanesi (Tarsus, Mersin)

Efsaneye göre Şahmeran’ın Tarsus’ta yaşadığı düşünülüyor.
Efsaneye göre Şahmeran’ın Tarsus’ta yaşadığı düşünülüyor.

Halk arasında Şahmeran ismiyle bilinen ve belki de Doğu kültürünün en gizemli efsanesinin kahramanı Şah-ı Maran (Yılanların kraliçesi), vücudunun üst kısmı güzeller güzeli bir kadın, alt kısmı ise yılan olan fantastik bir canlıdır. Birçok araştırmacıya göre Mersin’in Tarsus ilçesine ait bir efsane olsa da Şahmeran Efsanesi Mardinliler tarafından da sahiplenilmiştir. Efsaneye göre Tarsus’un yeraltı tünellerinde yaşayan binlerce akıllı, şefkatli ve bilge yılan ana kraliçeleri Şahmeran’ın yönetiminde huzurlu bir yaşam sürerler. Ancak bir gün Tarsuslu genç Cemşab bal ararken yılanların yaşadığı dehlizlerde kaybolur. Zaman içinde yılanlar ve Şahmeran’ın güvenini kazanan Cemşab, bu bilge topluluğun inşa ettiği yemyeşil bahçelerde yaşamaya başlar. Ta ki yıllar sonra ailesini özlediği gerekçesiyle evine dönmek isteyene dek… Ancak yılanların kraliçesi Şahmeran, Cemşab’ı tek bir şartla evine gönderecektir: Cemşab Şahmeran’a yerlerini kimseye söylemeyeceğine dair söz verirse. Ancak işler beklendiği gibi gitmez. Çünkü dışarıya çıkan Cemşab kralın hastalandığını ve ancak Şahmeran’ın etini yerse iyileşeceğini işitir ve vaat edilen ödülün cazibesine kapılarak Şahmeran’ın yerini vezire söyler. Nitekim güvendiği ve yurdunu paylaştığı insandan ihanetlerin en büyüğünü gören Şahmeran öldürülür ve Cemşab kralın sağ kolu olur. Ayrıca efsaneye göre Şahmeran’ın yılanlarının kraliçelerinin öldürüldüğünü henüz bilmediklerine ve bu kumpası öğrendikleri anda intikam için Tarsus’u istila edeceklerine inanılır.

0 kişi beğendi
3



2020-02-25 18:14:54 #
Cevap : KARACA OĞLAN

Karacaoğlan efsanesi

Karaca oğlan gurbete çıkar ve diyar diyar gezmeye,yurt edinmek için uğraşmaya başlar Yolda giderken beygirin yükü devrilmiş ve başında tek başına kaldırmaya uğraşan bir adamı görür ve ona yardım eder.Deli Hüseyin Karaca oğlanı obasına götürdü ve Karaca oğlan burada sazıyla türküler söyledi ve obanın sevgisini kazandı.Deli Hüseyin ile kan kardeş oldu. Oba ertesi gün göç etmeye başladı beyin kızının devesi çöktü kaldı. Oba ne yaptı ne etti deveyi kaldıramadı devenin kalkmayacağını anlayan oba göçe devam etti. Deli Hüseyin Karaca oğlanın deveyi kaldırabileceğini düşündü ve Karaca oğlan sazıyla türkü söyleyerek deveyi kaldırdı. Deli Hüseyin, Obaya deveyi Karaca oğlanın kaldırdığını duyunca Karaca oğlan oba tarafından daha çok sevilmeye başlandı. Burada Karaca oğlan ile kız arasında yakınlaşma olur. 

Karaca oğlan obadan ayrıldı fakat kız ile buluşmaya başladı kıza türküler söylüyordu birbirine deliler gibi aşıklardı.İkisi de bir anda kayıp olur oba ile Deli Hüseyin meraklandı Deli Hüseyin durumu anlamıştı.Deli Hüseyin aramaya koyuldu ve ikisini de mağarada buldu. Fakat ikisinin sağ salim kaçamayacağını neyin bunları yakalayıp öldüreceğini bildiği için kızı ayrı bir yere yollayıp kayıp oldum demesini ister.Daha sonra kızı kaçırmaya karar verirler. Deli Hüseyin bu durumu bir arkadaşına açar ve bu arkadaşı gider beye söyler bu arada obanın bu olaydan haberi vardı herkes onu konuşuyor bey hışımla adamlarına onları öldürmesini söyler. Kız bunu yan odada duyar ve gizlice kaçar ve durumu anlatır. Karaca oğlan ve kız obada saklanır halk destek verir. Bey ne yapsa bulamaz

Karaca oğlan, kız ve Deli Hüseyin arkadaşına Küçük Ali adını verir.Durumu anlatır.Düğün hazırlıkları başlar bu arada karaca oğlanın ünü yayılıyordu. Dillere destan bir düğünle evlendiler. Karaca oğlan ve kız çok mutluydu Karaca oğlan düğünlere gidip sazı ile eşlik ediyordu.

Beyin bir yeğeni vardı gördüğü her kıza musallat oluyordu.Karaca oğlanın hanımı Elifi rahatsız ediyordu. Kız ne yapsa kurtulamıyordu. Bir gün kıza seninle birlikte yatarsam senden vazgeçerim dedi.Ve akşam Halil Elifin yanına yattı ve karaca oğlan bu arada düğünde saz çalıyordu. Birden sazın teli koptu. Bu büyük bir uğursuzluk habercisiydi. Hışımla ayağa kalktı ve eve doğru hızlı adımlarla yürümeye başladı.Evdeki durumu görünce sakin bir şekilde üslerini örtü ve sazını alarak evden çıktı gitti. 

Bknz: Karacaoğlan
0 kişi beğendi
2



2020-02-25 18:17:31 #
Cevap : Gordion Efsanesi

Gordion efsanesi

Polatlı çevresinde Gordion adlı bir kentin kalıntıları vardır. Bu mitolojik kentle ilgili bir çok efsaneler anlatılır:
Efsane bu ya, sakın olur mu olmaz mı demeyin. Lidya Kralı Midas zamanında geçen efsanede kentin yönetici seçimi vardır.  O zamanın Gordion kentinin ünlü alimi bir kehanette bulunur.  Kentin ve ülkenin gelecekte kralı olacak kimse bu gece yarısına doğru saman yüklü bir arabayla kente girecektir.
Kâhinin bu kehaneti üzerine bütün kent halkı gece uyumaz, sabaha kadar kente gelecek yeni kralı beklemeye başlarlar. Gordion adındaki çiftçi, hazırladığı samanını kentte satmak için sabah erkenden yola çıkar. Gecenin karanlığında yolculuğunu sürdürerek kente gelir. Bu çiftçi ünlü Kral Midas’ın babasıdır.
Çiftçi Gordion, kente sabahın alacakaranlığında girer. Her yer bomboştur. Bu sırada geceden beri meydanı gözleyen halk birden meydanı doldurur. İçlerinden en saygın olanlarından yaşlı bir adam:
“İşte kehanet gerçekleşti. Kentimizin ve aynı zamanda ülkemizin yeni yöneticisi bu adamdır.” Diyerek köylünün krallığını ilan eder. Köylü Gordion, ne olduğunu anlamadan kendini kral tahtında bulur.  Tahta oturunca, bir süre şaşkınlıkla etrafı inceler. Heyecanı geçince de kral olmaktan memnun kalır. Ancak kentin meydanında duran bir türlü bir kenara atmaya gönlü elvermez.  Arabasını alıp kentin en büyük tapınağına götürür. Onu tapınağa armağan eder. Çiftçilik yaptığı günlerde arabanın önünde kördüğüm olan bir ipi çözemediği aklına gelir. Çevresindekilere:
“Bu ipi kim çözerse ona büyük armağanlar vereceğim” der.  Ancak ipi kimse çözemez. Zaman geçer araba ve çözülmeyen kördüğüm bir kehanete kaynaklık eder. Kehanete göre, bu ipi kim çözerse Asya kıtasının kralı olacaktır. Bir çok kimse şansını denerse de bu gizemli ipi çözemez.
……
Yıllar sonra, dünyanın hakimi olmak isteyen Büyük İskender Gordion Kentine gelir. O da efsaneyi duymuştur.
Kördüğümünü çözmek için çok uğraşır. Ama uzun uğraşlarına rağmen bir türlü çözemez. Bakar ki çözmesi imkansız. Kılıcı ile düğümü iki parçaya ayırır.  İpler kendiliğinden çözülüverir.
Kördüğümü çözen Büyük İskender, Asya kıtasının önemli bir bölümünü kısa zamanda ele geçirerek, dünya hakimiyetinin yegane hükümdarı olduğunu ispatlar…

Bknz: Gordion
0 kişi beğendi
1



2020-02-25 18:04:42 #
Cevap :

Kızlar sinisi Efsanesi

Yurdumuz efsaneler konusunda çok zengindir. Bir dolaşmaya çıkıverin, hangi çeşme başında oturup yorgunluk gidermeye kalksanız etrafınızı çevreler efsaneler. Susuzluğunuzu gideren çeşmenin çağıltısı bile dinlemeyi bilen kulaklara neler fısıldar. Tabii dinlemesini bilene, dinlediğini anlayana. Seyahatler sırsında uzun yollar boyunca sizi adı adım takip eden ağlayan kayalara ne demeli. Dikkatli bakınca gözünden süzülerek gelen yaşı siz bile görebilirsiniz. Taş ağlar mı demeyin ağlar. Hem de ne ağlamak. Akan gözyaşı dere olur, ırmak olur, sel olur ağlayan kayanın. Yıllarca hatta asırlarca gerçekten yaşanmış gibi kuşaktan kuşağa aktarılan öykülere efsane denir. Efsanede anlatılan olaylar bazen hayali olabilir. Ama efsaneler çoğunlukla gerçek olaylara ve gerçekten yaşamış kişilere dayanır. Bu öykülerin çoğu kahramanca işler yapmış kişilerle ilgilidir. Eski Yunanlı şair Homeros İlyada ve Odysseia adlı destanlarında krallara ve kahramanlara ilişkin efsanelerden yararlanmıştır. Kral Arthur ve şövalyeleriyle ilgili birçok öykünün kaynağı efsanelerdir. Gerçek bir kişinin yaşamına dayanan Köroğlu adlı halk öyküsü de çeşitli efsanelerle karışmıştır. Efsaneler bir bölge ya da halkın kültüründe önemli yer tutar. Mitolojiyle de yakından ilişkilidir.

Sizler Sivas/ Yıldızeli yöresinde anlatılan bir efsaneden söz etmek istiyorum. Eksik ya da fazla, yalan veya doğru orası pek bilinmez, başta dedik efsane bu. Karşımıza ne çıkar belli olmaz. Bu efsaneyi Sivaslı bir ihtiyardan duymuştum.

“Anlatılır ki; Bir kaynana ve gelin yaşarmış köyün birinde. Kaynana gelinine eziyet eden kaynanalardan, gelin ise sessiz gelinlerdenmiş. Gelinin her yaptığı kusurlu, her söylediği yanlışmış kaynana nazarında.

Gelin için bu eziyetli ortamdan kurtulmanın en iyi yolu koyunları otlatması olurmuş, her gün sürü peşinde gidermiş. Yine sürüyle gittiği bir gün, yorgunluktan bir ağaç altında uyuyakalmış, uyandığında ise koyunların hiç biri yokmuş etrafta. Sağa bakmış gelin, yok sola bakmış koyunlardan eser yok. Aramaları sonuç vermeyince evine geri dönmüş. Kaynana bu geline koyunları bulmasını bulmadığı takdirde de evine dönmemesini söylemiş.

Çaresiz yola düşmüş gelin. Ne yapacağını bilemez halde aynı yerlerde dolanırken, olduğu yere çöküp kendinden geçmiş, bir dua dökülmüş dudaklarından "tek şu sürüyü bulayım bulduğum gibi beni taş et, canımdan bezdim" demiş.

Anlatan gerisini bana söylemedi. Gelin koyunları buldu mu, bulmadımı bilinmez ama gelin kayasını bana gösterdi yaşlı adam. İki dizi üzerine çömelmiş çaresiz bir gövde, elleri havaya açık dua ediyordu bahtsız gelin. Gördün mü dedi ihtiyar, evet gördüm dedim. Yaşlı adamın baktığı kayalıklarda eli havaya açılı gelini diğer kayalardan seçmeye çalışarak.

—Gördüm dedim.

Sizde rast gelebilirsiniz bir gün , sakın hor görmeyin yamaçlardaki kayaları. İçlerinde ne gelinler, ne kızlar, ne şahmeranlar daha neler neler gizlerler. İyi bakın görürsünüz.
Herkes göremez tabii.
Görmesini bilene görünürler.

0 kişi beğendi
1



2020-02-25 18:07:33 #
Cevap :

Defnenin Gözyaşları (Antakya, Hatay)

Hatay’ın sembollerinden biri olan Defne ağacının ardında bir efsane saklı.
Hatay’ın sembollerinden biri olan Defne ağacının ardında bir efsane saklı.

Anadolu’nun en kadim kentlerinden Antakya’da, şehrin neredeyse göbeğinde bir vaha gibi duran Harbiye Şelaleleri’nin ardında mitolojik bir hikaye gizli olduğunu biliyor muydunuz? Hikayeye göre Zeus’un oğlu ışık tanrısı Apollon bir gün ırmak boyunda gezerken güzeller güzeli Daphne (Defne) adında bir su perisine rastlar ve Daphne’yi görür görmez aşık olur! Ancak su perisi Daphne gönlünü bir tanrıya kaptırmamak için kendine söz vermiştir ve Apollon’dan kaçmaya başlar. Fakat Apollon Daphne’nin peşini bırakmaz. İşte tam da o anda Daphne “Ey toprak ana, beni ört, beni sakla, beni koru” sözleriyle doğa anaya yalvarır. Bu içten yalvarış üzerine su perisi organlarının ağırlaştığını ve odunlaştığını hisseder. Göğsünü gri bir kabuk kaplar, kokulu saçları yapraklara dönüşür, kolları dallar halinde uzar, körpe ayakları kök olup toprağın derinliklerine dalar ve bu güzel su perisi bir defne ağacına dönüşür. Bu manzara karşısında şaşıran Apollon, Daphne’nin ağaç oluşunu hayret ve üzüntü ile seyreder. Sonra da sarılır ve sert kabukları altında hala çarpmakta olan kalbinin sesini duyar ve şöyle seslenir:

“Defne, bundan sonra sen, Apollon’un kutsal ağacı olacaksın. O solmayan ve dökülmeyen yaprakların, başımın çelengi olacak. Değerli kahramanlar, savaşlarda zafere ulaşanlar, hep senin yapraklarınla alınlarını süsleyecekler. Şarkılarda, şiirlerde adımız yan yana geçecek"

Ve tarih boyunca barışı, saygınlığı ve zaferi simgeleyen defne ağacı güzel ilimiz Hatay’ın da sembollerinden biri olur.

0 kişi beğendi
1



2020-02-25 18:08:49 #
Cevap :

Sarı Kız Efsanesi (Kaz Dağları, Balıkesir)

Kaz dağlarının gizemli efsanesi: Sarı kız.
Kaz dağlarının gizemli efsanesi: Sarı kız.

Efsaneler ve mitlerle dolu İda Dağı yani Kaz Dağları’nın adının nereden geldiğini hiç merak etmiş miydiniz? İlyada Destanı’nda geçen; Yunan ve Anadolu mitolojilerinde kutsal sayılan bu dağın ardında oldukça hüzünlü bir efsane gizlidir. Efsaneye göre, Edremit’in Güre Köyü’nde Sarıkız adında çok güzel ve çok merhametli kız yaşar. Bu güzel kız köyün bütün gençlerinin ilgisini çeker ve herkes bu kızla evlenmek ister. Adı Sarı Kız olan bu güzel kızın babası ise binbir zahmetle büyüttüğü kızını, talip olan gençlerin hiç birine vermez ve bunun üzerine gençler erişemedikleri Sarı Kız’a iftira ederler. Sarı Kız’ın babasına: "Kızın kötü yola saptı. Ya kızını öldürürsün ya da buralardan çekip gidersin" diyen köylüler, bu şekilde Sarı Kız’dan intikam almak isterler. Baba, kızını öldürmeye kıyamaz ancak köylülerin yüzüne bakabilmek için kızını gözden uzak tutmak gerektiğini düşünür. Kızını yanına alan baba, Kaz Dağları'nın zirvesine çıkarır. Birkaç kazla birlikte kızını bırakıp geri döner. Fakat Kazdağı'nda kalan Sarı Kız hayatta kalmayı başarır ve kazlarını gütmeye devam eder. Hatta bu süreçte dağda yolunu, izini kaybedenlere yardımcı olur. Bu durum kısa zamanda babasının kulağına gider. Kızının ölmediğini öğrenen baba doğruca dağın yolunu tutarak kızını görmeye gider. Babasını karşısında gören Sarı Kız ise çok sevinir ve babasına yemek ikram eder. Yemek sırasında kızından su isteyen babası için elini uzatarak kilometrelerce aşağıdaki Güre Çayı’ndan su alarak babasına veren Sarı Kız babasını çok şaşırtır. Ancak baba, kızının ermiş olduğunu görünce de pek sevinir. Sırrı anlaşılan Sarı Kız orada, buna çok üzülen babası ise İda Dağı’nın bugün “Babatepesi” olarak anılan başka bir tepesinde hayata gözlerini kapar.

0 kişi beğendi
1



2020-02-25 18:10:29 #
Cevap :

Ayn-ı Zeliha Efsanesi (Şanlıurfa)

Şanlıurfa’da bulunan Balıklıgöl ardında bir efsane saklıyor. Şanlıurfa’da bulunan Balıklıgöl ardında bir efsane saklıyor.

“Zeliha’nın gözü” anlamına gelen bu efsane, konusunu aşk ve cesaretten alıyor. Peygamberler Kenti olarak anılan Şanlıurfa’da geçtiğine inanılan bu efsaneye göre putperest Kral Nemrut bir kabus görür. Kralın bu rüyasını yorumlayan kahinler, o sene doğacak bir erkek çocuğunun putperestliği yok ederek kendisini tahttan indireceğini bildirirler. Bunun üzerine Nemrut, büyük bir korkuya kapılarak o yıl doğacak bütün erkek çocuklarının öldürülmesini emreder. Nemrut’un askeri olan Azer, kısa bir süre sonra doğum yapacak olan eşi Nuna Hatun’u bir mağaraya saklar. Nuna Hatun, oğlunu doğurur ancak zalim kral Nemrut’tan korktuğu için oğlunu mağarada bırakır ve eve yalnız döner. Çocuğunun hasretine dayanamayıp mağaraya geri dönen anne burada, çocuğun yaşadığını ve bir ceylan tarafından beslendiğini görür. Zor şartlar altında yaşama tutunan Hz. İbrahim, büyüdüğünde baba evine döner. Nemrut’un putlara taptığını ve halkını da buna zorladığını gören genç adam, bunun doğru olmadığını halka anlatmaya çalışır. Ancak Nemrut’un saldığı korku halkı çoktan sindirmiştir. Diğer yandan Nemrut’un kızı Zeliha, gönlünü Hz. İbrahim’e kaptırır. Ve derken Hz. İbrahim, kimsenin sarayda olmadığı bir anda elindeki balta ile saraydaki tüm putları parçalar. Baltayı ise en büyük putun üzerine koyar. Haber tez zamanda Nemrut’a ulaşır. Bu habere çok öfkelenen Nemrut, en büyük putun üzerine asılan baltayı eline alır ve hiddetle bir taş parçasının bunu nasıl yaptığını sorar. Bunun üzerine Hz. İbrahim de, kendi yaptıkları taşa inandıklarını hatta bu taştan kendilerini korumalarını beklediklerini söyler ve Tanrı yerine konulan bu taşın diğer putların kırılmasını nasıl önleyemediğini sorar. Bu konuşma karşısında öfkesi göklere çıkan Nemrut, Hz. İbrahim’in yakılmasını emreder. Kentteki tüm odunlar toplanır ve o güne kadar görülmemiş büyüklükte bir ateş yakılır. Nemrut’un emriyle Hz. İbrahim, Urfa Kalesi’nin burçlarına konulan mancınıklara gerilen halatla ateşe atılır. Ancak mucize bu ya İbrahim tam ateşe düşecekken ateş suya, odunlar ise balığa dönüşür. Hz. İbrahim ise ateşin hemen yakınlarındaki gül bahçesine düşer. Hz. İbrahim’e inananlardan olan Nemrut’un kızı Zeliha da İbrahim’in ardından kendini aşağıya atar. Ve rivayete göre de Zeliha’nın gözyaşları içinde düştüğü yerde ise bugün Balıklı Göl olarak anılan Ayn-ı Zeliha Gölü oluşur.

0 kişi beğendi