Nedir.Org
Soru Tara Cevapla Giriş


Cevap Ara?

14.756.348 den fazla soru içinde arama yap.

Sorunu Tarat
Kitaptan resmini çek hemen cevaplansın.

Ataol Behramoğlu Hayatı (Kısaca)

Ataol Behramoğlu Hayatı (Kısaca)

Bu soruya 1 cevap yazıldı. Cevap İçin Alta Doğru İlerleyin.
    Şikayet Et Bu soruya 0 yorum yazıldı.

    İşte Cevaplar


    Hypatia

    • 2016-01-22 16:21:40

    Cevap : Ataol Behramoğlu Kimdir
    13 Nisan 1942'de İstanbul Çatalca'da doğdu. İlköğrenimini Kars ve Çankırı'da yaptı. 1966'de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. 1962'de Türkiye İşçi Partisi'ne girerek ilk örgütlenme çalışmalarına katıldı. "Fikir Kulüpleri Federasyonu"nun (FKF) kurucuları arasında yer aldı. "Dönüşüm" dergisininin kuruluş çalışmalarına katıldı, sahipliğini üstlendi. 1970'te İsmet Özel'le birlikte "Halkın Dostları" dergisini çıkardı. Aynı yıl İngiltere'ye, daha sonra Fransa'ya gitti. Paris'te gece kulübü bekçiliği, otel katipliği, öğretmenlik yaptı. 1972'de Moskova Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Sovyet edebiyatı üzerine inceleme yaptı. 1974'te Türkiye'ye döndü. İstanbul Şehir Tiyatroları'nda dramaturg olarak çalıştı. 1975'te kardeşi Nihat Behram'la birlikte "Militan" dergisini kurdu. "Sanat Emeği" dergisinin kurucuları arasında yer aldı. 1979'da Türkiye Yazarlar Sendikası'nın genel sekreteri oldu. Yayınevlerinde çalıştı. 12 Eylül harekatından sonra 1982'de Barış Derneği Davası nedeniyle 10 ay tutuklu kaldı. 1984'te Fransa'da Sorbonne Üniversitesi'ne bağlı Centre de Poetique Comparee bölümünde Türk ve Dünya Şiiri üstüne seminerler izledi, çalışmalar yaptı.
    İlk şiirleri "Ataol Gürus" takma adıyla Yeni Çankırı, Yeşil Ilgaz, Çağrı gibi yerel gazete vedergilerde yayınlandı. Yükseköğrenimi sırasında Yapraklar, Dost, Evrim, Ataç gibi dergilerde çıkan şiirleriyle dikkat çekti. Bu dönemin şiirlerini biraraya getiren ilk şiir kitabı "Bir Ermeni General" 1965'te basıldı.

    Gençlik dönemi şiirlerinde Orhan VeliAttilâ İlhan ve İkinci Yeni şiirinin ortak özellikleri etkin. Gerçek şiir kimliği 1965 -1971 arasında Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek, Yeni Dergi ve Halkın Dostları'nda çıkan şiirleriyle oluştu. Bu şiirlerde toplumcu, etkin bir edebiyat anlayışının örnekleri yer aldı.

    Toplumcu gerçekçi şiir ilkelelerine yöneldi, şiirini yeni biçim ve tema arayışlarıyla besledi.
    Çevirileriyle de dikkat çekti. Edebiyat ve kültür üzerine yazdıkları, antoloji ve diğer çalışmalarıyla kuşağının önde gelen yazarları arasına girdi. 

    Ataol Behramoğlu'nun Eserleri

    ŞİİR
    Bir Ermeni General (1965)
    Bir Gün Mutlaka (1970)
    Yolculuk Özlem Cesaret ve Kavga Şiirleri (1974)
    Ne Yağmur... Ne Şiirler... (1976)
    Kuşatmada (1978)
    Mustafa Suphi Destanı (1979)
    Dörtlükler (1983)
    İyi Bir Yurttaş Aranıyor (1983)
    Şiirler 1959-1982 (1983)
    Türkiye Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum (1985)
    Kızıma Mektuplar (1985)
    Eski Nisan (1987)
    Bebeklerin Ulusu Yok (1988)
    Bir Gün Mutlaka (1991)
    Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var (1991)
    Sevgilimsin (1993)
    Aşk İki Kişiliktir (1999)
    Yeni Aşka Gazel (2002)
    İki Ağıt (2007)
    Beyaz İpek Gibi Yağdı Kar (2008)
    Okyanusla İlk Karşılaşma (2008)
    Hayata Uzun Veda (2008)

    DÜZYAZI (Deneme-İnceleme)
    Yaşayan Bir Şiir (1986, eklerle yeni basım 2007)
    Şiirin Dili-Anadil (1995 eklerle yeni basım 2007)
    Utanıyorum (1996)
    Mekanik Gözyaşları (1997)
    Nazım'a Bir Güz Çelengi (1997, eklerle yeni basım: Nazım Hikmet-Tabu ve Efsane (2008)
    İki Ateş Arasında (1998)
    Kimliğim İnsan (1999)
    Başka Bir Açı (2000)
    Gerçeklik Duygusunun Kaybolması (2001)
    Rus Edebiyatı Yazıları (2001)
    Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği (2001)
    Kendin Olmak ya da Olmamak (2003)
    Yeni Ortaçağın Saldırısı (2004)
    Biriciktir Aşk (2005)
    Rus Edebiyatının Öğrettiği (2008)
    Sivil Darbe (2009)
    Benim Prens Adalarım (2010)
    Yolculuk,cesaret ve kavga şiirleri

    ANI
    Aziz Nesin'li Fotoğraflar (1995)

    GEZİ
    Başka Gökler Altında (1996)
    Yurdu Teninde Duymak (2008)

    OYUN
    Lozan (1992)

    MEKTUP
    Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar (İsmet Özel'le mektupları,1995)
    Şiirin Kanadında Mektuplar (M.Demirtaş'la mektupları,1997)

    ANTOLOJİ
    Büyük Türk Şiiri Antolojisi (2 cilt,1987)
    Dünya Şiiri Antolojisi ( 4 cilt,1997 Ataol Behramoğlu-Özdemir İnce)
    Çağdaş Bulgar Şiiri Antolojisi (1983,Özdemir İnce-Ataol Behramoğlu, eklerle yeni basım 2008)
    Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi (eklerle yeni basım, 2008)
    Uçur Diye, Ey Aşk (Tematik Aşk Şiirleri, 2007)

    ÇEVİRİ:
    Anton Çehov-Büyük Oyunlar (İvanov-Orman Cini-Vanya Dayı-Martı-Üç Kızkardeş-Vişne Bahçesi)
    Aleksandr Puşkin-Bütün Öyküler, Bütün Romanlar
    Aleksandr Puşkin-Seviyordum Sizi (şiirler)
    Aleksandr Puşkin-Erzurum Yolculuğu
    Maksim Gorki-Yaşanmış Hikâyeler
    Maksim Gorki-Bozkırda
    İvan Turgenev-Arefe
    Mihail Lermontov-Hançer (şiirler)
    Jose Marti-Göklerde Eriyip Gitmek İsterdim (şiirler)
    E. Babayev-Nâzım Hikmet
    V. Tulyakova-Nâzımla Son Söyleşimiz
    A. Fevralski-Nâzım'dan Anılar
    S. Viladimirov, D. Moldvaski-Mayakovski
    A. M. Şamsuddinov-Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı Tarihi
    Fyodor Dostoyevski-Puşkin Üzerine Söylev

    Şiirlerinden Örnekler
    BİR GÜN MUTLAKA
    Bu gün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra 
    Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz 
    Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telaş 
    Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne 
    güzel, düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz! 
    Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz 
    kafalılar! Ey sadrazam! 
    Sevgilim on sekizinde bir kız, yürüyoruz bulvarda, sandviç 
    yiyoruz, dünyadan konuşuyoruz 
    Çiçekler açıyor durmadan, savaşlar oluyor, her şey nasıl 
    bitebilir bir bombayla, nasıl kazanabilir o kirli adamlar 
    Uzun uzun düşünüyor, sularla yıkıyorum yüzümü, temiz bir gömlek giyiyorum 
    Bitecek bir gün bu zulüm, bitecek bu han-i yağma 
    Ama yorgunum şimdi, çok sigara içiyorum, sırtımda kirli bir pardesü 
    Kalorifer dumanları çıkıyor göğe, cebimde Vietnamca şiir kitapları 
    Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür ucundaki ırmakları 
    Bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor orda 
    Köprülerden geçiyorum, karanlık yağmurlu bir gün, yürüyorum istasyona 
    Bu evler hüzünlendiriyor beni, bu derme çatma dünya 
    İnsanlar, motor sesleri, sis, akıp giden su 
    Ne yapsam...ne yapsam her yerde bir hüzün tortusu 
    Alnımı soğuk bir demire dayıyorum, o eski günler geliyor aklıma 
    Ben de çocuktum, sevgililerim olacaktı elbette 
    Sinema dönüşlerini düşünüyorum, annemi, her şey nasıl 
    ölebilir, nasıl unutulur insan 
    Ey gök! senin altında sessizce yatardım, ey pırıl pırıl tarlalar 
    Ne yapsam...ne yapsam...Dekart okuyorum sonradan... 
    Sakallarım uzuyor, ben bu kızı seviyorum, ufak bir yürüyüş Çankaya' ya 
    Bir pazar, güneşli bir pazar, nasıl coşuyor yüreğim, nasıl karışıyorum insanlara 
    Bir çocuk bakıyor pencereden hülyalı kocaman gözlü nefis bir çocuk 
    Lermontov' un çocukluk fotoğraflarına benzeyen kardeşi bakıyor sonra 
    Ben şiir yazıyorum daktiloda, gazeteleri merak ediyorum, 
    kuş sesleri geliyor kulağıma 
    Ben mütevazi bir şairim, sevgilim, her şey coşkulandırıyor beni 
    Sanki ağlayacak ne var bakarken bir halk adamına 
    Bakıyorum adamın kulaklarına, boynuna, gözlerine, kaşlarına yüzünün oynamasına 
    Ey halk diyorum, ey çocuk, derken bende bir ağlama 
    İlençliyorum bütün bireyci şairleri, hale gidiyorum portakal almaya 
    İlençliyorum o laf kalabaklıklarını, kurumuş yürekleri, 
    bireyin kurtuluşunu filan 
    İlençliyorum o kitap kurtlarını, bağışlıyorum sonradan 
    Uzun kış gecelerinden sonra kim bilir nasıl olur her şey 
    Uzun kış gecelerinden sonra, masallarda anlatılan 
    Durup durup bunları düşünüyorum, bir sevinci bir hüzün izliyor arkadan 
    Yüreğim ipe sapa gelmez bir bahar göğü, Türkçe bir yürek kısaca 
    Beklemek usandırıyor, telaşlı telaşlı bir şeyler anlatıyorum sağda solda 
    Bir otobüse biniyorum, inceliyorum bir böceği tutarak kanatlarından merakla 
    Yürürdüm eskiden baharda, o yıkıntıların ve çayırların olduğu alanlara 
    Aklıma şiiri gelirdi o yaşlı Amerikalının, sonbaharı anlatan şiiri 
    Çayırlar vardı o şiirde, baharı anımsatan ne de olsa 
    Böylece yeniden hazırlanıyorum bir coşkuya, yeniden sokaklara fırlamaya 
    Kendimi atmak için bir uçurumdan balıklama 
    Büyük ve mavi bir şey izlenimi var bende, gördüğüm filmlerden mi ne 
    Bir şapka, telaşlı bir gök, sıcak yapay bir dünya 
    Anlat anlat bitmiyor, bitmiyor bendeki daüssıla 
    Bütün sevgilerimi harcayabilirim bir çırpıda, yağmurlu o yollar geliyor aklıma 
    Benzin kokuları, ıslak direkler, babamın esmer bir somun gibi tombul ve sıcak elleri 
    Uyurdum. Bir de bakmışsın yeni bir film sinemada, şehirde 
    yeni bir kız, kahvede yeni bir garson 
    O üzgün ve sabahlıklı dururdu balkonda... 
    Şimdi ne var hüzünlenecek burda, nedir bu çatlatan yüreğimi bu telaş 
    Sanki ölecek gibiyim, sanki birazdan polisler gelecek ya da 
    Gelip alacaklar kitaplarımı, bu şiiri, sevgilimin fotoğrafını duvarda 
    Soracaklar babanın adı ne, nerde doğdun, teşrif eder misiniz karakola 
    Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür ucundaki ırmakları 
    Bir kız sessizce ölüyor, sessizce Vietnam' da 
    Ağlayarak bir yürek resmi çiziyorum havaya 
    Uyanıyorum ağlayarak, bir gün mutlaka yeneceğiz! 
    Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey ithalatçılar, ihracatçılar, ey şeyhülislam! 
    Bir gün mutlaka yeneceğiz! Bir gün mutlaka yeneceğiz! 
    Bunu söyleyeceğiz bin defa! 
    Sonra bin defa daha, Sonra bin defa daha, çoğaltacağız marşlarla 
    Ben ve sevgilim ve arkadaşlar yürüyeceğiz bulvarda 
    Yürüyeceğiz yeniden yaratılmanın coşkusuyla 
    Yürüyeceğiz çoğala çoğala...

    YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİRŞEY VAR
    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
    Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
    Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
    İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
    Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
    Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
    Kopmaz kökler salmaktır oraya
    Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
    Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
    Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
    Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
    İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
    Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
    İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
    Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
    Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
    Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
    Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
    Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
    Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
    Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
    Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
    Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına 
    Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
    Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

    Diğer Cevaplara Gözat
    Ataol Behramoğlu Hayatı (Kısaca)

    Sunum İçeriği

    Cevap Yaz Arama Yap

    Cevap Yaz




    Başarılı

    İşleminiz başarıyla kaydedilmiştir.