Nedir.Org
  • 1
19446
0
Okunma
83
Cevap
1
Soru :

Edebiyatın bilim dallarıyla ilişkisi

Edebiyatın bilim dallarıyla ilişkisi nedir
Bölüm: Edebiyat
Durum: Çözüldü
Tarih: 3 hf. önce
0 kişi takip ediyor

Verilmiş Cevaplar


15



2020-10-31 15:50:56 #
Cevap :

Edebiyatın Güzel Sanatlar Ve Bilim Dallarıyla İlişkisi

  Sanat insanın güzellik karşısında duyduğu heyecan ve hayranlığı uyandırmak için ortaya koyduğu yaratıcılıktır.Sanatın temelinde insan sevgisi,hoşgörü,yaratma özgürlüğü vardır.

  Sanat insanın varlık şartlarından biridir.İnsanın olduğu her yerde sanat vardır.(Mağara resimleri,antik süs eşyaları,işlenmiş kap kaçak vb.) Sanatın amacı da zaten insanlarda güzel duygular uyandırmak,insan hayatını renklendirmek,güzelleştirmektir.Resim,tiyatro,şiir,dans,müzik ve kitapların olmadığı bir dünyada yaşadığımızı düşünürsek sanatın insan hayatı için ne kadar vazgeçilmez ve önemli olduğunu anlarız.

   İnsanlar kendilerini farklı araçlarla ifade edebilirler.Kimisi resimle,müzikle,dansla heykelle kimisi de şiirle,romanla,hikayeyle yani edebiyat vasıtasıyla ifade ederler. İnsanoğlu hayatı boyunca güzeli istemiştir. Sözüne yazısına(edebiyat), sesine(müzik) kullanabildiği renklere(resim), yaşadığı mekana(mimarlık),işleyebildiği her türlü maddeye(heykeltıraş)güzellik vermek          insanoğlunun yaşam felsefesi olmuştur ki bu da güzel sanatlar dediğimiz şubeleri doğurmuştur.

   Edebiyat bu güzel sanatların bir koludur.Edebiyat;sözde ,yazıda,düşüncede,hayalde güzellik demektir.

    Edebiyat;dil ile gerçekleştirilen,malzemesi dil olan güzel sanat etkinliğidir.Edebi eser öncelikle sanat değeri olan eserdir.Edebi eserlerde dikkatle kullanılmış bir dil vardır.

    Bilim nasıl ki akla,mantığa,öğretmeye yönelik ise sanat da insan ruhunu doyurmaya,güzelleştirmeye yöneliktir.

                                                                                                                      

 

Güzel Sanatlar içinde Edebiyatın Yeri

Sanat: Bir duygu, tasarı, güzellik ve hayalin anlatımında kullanılan yöntemle­rin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan ve insanda estetik karşılık uyandıran üstün yaratıcılığa denir.

Sanat eseri: Yaratıcılık ve ustalık sonucu ortaya çıkan üstün ve değerli esere verilen addır. Bir tiyatro oyunu, bir heykel, bir tablo, bir müzik parçası, bir roman birer sanat eseridir. Sanat eserini meydana getiren kişilere sanatçı denir.

Sanat eserinin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

  1. Bir tasarım yani yaratıcı hayal gücüyle ortaya çıkar
  2. En temel işlevi, insanda estetik bir duygu ve haz oluşturmasıdır
  3. Amacı doğru ve yararlı bilgiler değil, güzellik sunmaktır
  4. Açıklayıcı, bilgilendirici, nesnel değil; öznel nitelikler taşır
  5. Özgün ve etkileyici bir özelliğe sahip olmayı gerektirir.
  6. Evrenseldir yani ortaya konan ürün tüm insanlığın ortak malıdır.

Zanaat: İnsanların maddeye dayanan ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan, öğ­renimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren, el emeğine dayanan faa­liyetlere denir.

El becerisi gerektiren ve bir ustanın yanında öğrenilen “terzilik, dokumacılık, berberlik, kuyumculuk, kunduracılık, marangozluk…” birer zanaattır. Belli bir zanaatla uğraşan kişilere zanaatkar adı verilir.

Başlangıçta insan eliyle ortaya konan her türlü ürüne sanat deniyordu. Za­manla “insana gündelik hayatta bir yarar sağlayan” eserlere zanaat denmeye başlandı.

“Zanaat’ın “sanat’tan ayrışmasıyla geriye kalan ve birinci önceliği insana haz vermek, onu mutlu etmek, onda estetik duygular uyandırmak olan “resim, müzik, tiyatro, edebiyat, mimari, heykeltıraşlık” gibi ürünler sanat veya güzel sanatlar olarak anılmaya başlandı.

Edebiyat: Duygu, düşünce ve hayallerin söz ya da yazı ile etkileyici biçimde manzum (şiir) veya mensur (düz yazı) olarak ifade edilme sanatıdır.

Edebiyatın malzemesi dildir. Dil sözcüklerden, sözcükler de seslerden oluştuğu için edebiyat işitsel (fonetik) sanatlar içinde değerlendirilir.

Edebiyatın güzel sanatlar içinde değerlendirilmesinin üç gerekçesi:

  1. İnsan tarafından ortaya konmuş olması
  2. Konu olarak insanı ele alması
  3. Amacının insanda güzel duygular uyandırmak olması                                                                                                            Edebiyat doğrudan ya da dolaylı yollarla tüm bilim dalları ile ilişki içerisindedir. Edebiyatta bir eser oluşturulurken sanatçı az ya da çok diğer bilim dallarının verilerinden yararlanır.

    Bir romanı veya bir hikayeyi düşünelim: Bu edebi ürünlerde kahramanlar çok çeşitlidir. Hayatın her kesiminden ve sınıfından insan ele alınıp anlatılır. Kahramanın doktor, öğretmen ya da astronot olduğu bir romanda yazarın bu meslekler ve ait oldukları bilim dalları hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Aksi halde romanın ya da hikayenin inandırıcılığı zayıf olacaktır. Yazar hem doktorluk hem de astronotluk hakkında bilgi sahibi olmadan eseri oluşturamaz. Anlaşılacağı üzere edebiyat her bilim dalı ile ilişki işindedir. Bazı bilim dalları ile edebiyat arasındaki münasebet çok yakın ve doğrudandır; bazıları ile ise çok zayıf ve dolaylı yollarla ilişkilidir.

    Edebiyatın doğrudan ilişkili olduğu bilim dalları:

    Edebiyatın konusu temelde insandır. Doğal olarak kendisi gibi konusu insan olan felsefe, sosyoloji, psikoloji, tarih bilim dalları ile doğrudan ilişkilidir.

    Edebiyat ve Felsefe İlişkisi:Felsefe varlık ve bilgi konularında sorular sorup çıkarımların yapıldığı bir bilim dalıdır. Edebiyat, felsefe biliminden hem öğretici metin türlerinin hem de edebi metin türlerinin oluşturulmasında yararlanır. Bir edebi eserde ,örneğin romanda, kahramanın bulunduğu durumu betimlemesi, olaylar hakkında yorumda bulunup kişilere ve hayatına bu doğrultuda yön vermesi felsefe biliminden yararlanıldığını göstermektedir.

    Örnek:

    Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” romanından şu sözler felsefe biliminden yararlanıldığını gösterir.

    "Gariptir, insan her zaman yaptığı işin önemini ya da ne olduğunu fark etmez. Yapar sadece. Yapmak nedir mi ? Bilmek... En önemlisi bilmek değil midir?"

    Edebiyat ve Sosyoloji İlişkisi: İnsanların toplum olarak yaşayışının ve insanın diğer insan ve doğa ile olan münasebetinin incelendiği sosyoloji bilimi ile edebiyat arasındaki ilişki çok yoğundur. İnsanı anlatan edebiyat insan ilişkileri hususunda sosyoloji biliminin verilerinden yararlanır. Bir olay karşısında insanın hangi nedenlerle hangi tepkiyi vereceği sosyoloji bilimince araştırılır. Yine insanları birlikte tutan değerler, örf, adet ve gelenekler, toplumsal yaşamın kuralları gibi birçok konuda yazar eserini oluştururken sosyoloji bilimine başvurur. Bir edebiyatçının aynı zamanda bir sosyolog olduğu kanısı yaygındır.

    Örnek:

    Kuyucaklı Yusuf romanından alınan şu örnekte toplumsal yapı hakkında bilgi verilir.

    Şehrin iyi aileleri arasında bile bunların istedikleri zaman alamayacakları kız yoktu. Adeta bütün eşraf aileleri arasında ezelden beri mevcut, değişmez bir mukavele vardı ve buna, harici şeklin değişmesine, vaziyetin tamamen başka olmasına rağmen, daima riayet ediliyordu.

    Edebiyat ve Psikoloji İlişkisi: Psikiyatri ve psikanaliz son dönemde edebiyata yardımcı bilim dallarından en önemlileri olmuştur. Günümüz insanının yalnızlaşması, içine kapanması, kalabalıkların birbirinden uzaklaşması, ruhsal bunalımlar, kıskançlık, hırs, aşk, bunalım gibi duygu durumlarının anlatıldığı bir edebi eserde yazar ya da şair psikoloji biliminden yararlanır. Edebiyatın en önemli ve zor uğraşlarından biri olan karakter çizme ancak psikoloji biliminden yararlanılarak yapılabilir.

    Örnek:

    Sefiller romanından alınan aşağıdaki metinde roman kahramanlarından Javer’in inandığı değerleri yitirmesi ile girdiği çıkmaz ve intihara karar vermesi anlatılmaktadır.

    Javer tamamıyla bozguna uğramış bir adamın, bocalayan bir vicdanın azabını çekmekteydi. Artık daha fazla düşünerek çıldırmaktansa, yapacağı iki ihtimal üzerinde durdu. Birincisi yeniden "Silahlı Adam" sokağındaki yedi numaralı apartman dairesinden Jan Valjan'ı yaka paça sürükleyerek, karakola teslim etmek ya da?.. Javer artık ne yapacağını kararlaştırmıştı.

    Edebiyat ve Tarih İlişkisi: Edebiyat olay, olgu ve durumları anlattığı gibi tarih biliminin esas konusunu da olaylar oluşturmaktadır. Çoğu zaman tarihte önemli bir yere sahip bir olayın hem tarih bilimince hem de edebiyatta konu olarak ele alındığı görülür. Tarih olayları neden ve sonuçları ile irdeler; edebiyat ise olayların arka planında nelerin yaşandığını anlatır. Örneğin Osmanlı Devletinin kuruluş sürecini araştıran bir tarihçi o dönemde gerçekleşen diğer olaylar ile bağlantı kurar. Yine o dönem ortaya konmuş eserleri, belgeleri inceler. Edebiyatçı ise tarih biliminin elde ettiği bu verilerden yararlanarak bambaşka kurgusal bir evren yaratır. Gerçek olayları yeniden yorumlayarak anlatır. Yine tarihteki gerçek kişileri kendince yorumlayıp karakterize eder.

    Örnek:

    Devlet Ana: Kemal Tahir

    “İçlerinde ermişi var, dervişi var… Rum abdalları derler, rum gazileri derler… Ertuğrul Bey’in savaşçısı ev hesabına gelmez. Savaşçı dervişlerin beşi, onu bir zaviyeye birikmiştir. Rum abdallarına geldi mi, dam, çadır tanımaz bunlar… Ezraile elense çekmiş gözü kara yiğitlerdir her biri. Karıları bile dövüşkendir Ertuğrul Beyin… Bunlara ‘Rum Bacıları’ derler. Bunların töreleri de, gaziler, savaşçı dervişler gibi din yayma üzerinedir…”

    Edebiyatın dolaylı yollarla ilişkili olduğu bilim dalları:

    Edebiyat tıp, astronomi, fizik, coğrafya vb. gibi bilim dalları ile dolaylı yollarla ilişkilidir. Edebiyat ile bu bilimler arasındaki ilişki yüzeyseldir. Yazarın bilgi birikimi, deneyim ve gözlemleri bu bilimlerden yararlanması için yeterli olabilmektedir.

    Edebiyat Tarihine Yardımcı Bilimler

    Edebiyatın içeriğinin ve dönemlerinin incelenip araştırıldığı “edebiyat tarihi” bilimi Filoloji,Biyografya ve Tarih biliminin verilerinden yararlanır. Bilimler arasındaki bu ilişki karşılıklıdır. Her bilim bir diğerinin eksiklerini tamamlar; bir diğerine ışık tutar. Bilimlerin sınırları genişledikçe bu ilişkinin düzeyi de artmaktadır.

    Edebiyat tarihine diğer bilimlerin yardımları belge verme yolu ile olur. Edebiyat örneğin bibliyografya biliminde elde bulunan belgeler ile dönemlere ayrılır. Ya da tarihin farklı dönemlerinde edebiyatta kullanılan dilin özellikleri filoloji biliminin verilerinden yararlanılarak ortaya konur.

0 kişi beğendi

Cevap Yaz


×
Seç Değiştir



×
Seç Değiştir

×
Örnek 1 : https://www.youtube.com/watch?v=0zuBFyfQ3Qc
Örnek 2 : https://vimeo.com/8802569












Arama
Menü
Kapat
Hareket Dökümü
Online Üyeler
  • Ertuğrul Köseri
    Ertuğrul Köseri
    Belirtmemiş
  • Burak2561
    Burak2561
    Belirtmemiş
  • elnino06
    elnino06
    Belirtmemiş
  • SakinolRey
    SakinolRey
    Belirtmemiş
  • Maşo Dor
    Maşo Dor
    Belirtmemiş
  • Sebahat Duman
    Sebahat Duman
    Belirtmemiş
  • Erim Sezer
    Erim Sezer
    Belirtmemiş
  • muzur06
    muzur06
    Belirtmemiş
  • morfon dead
    morfon dead
    Belirtmemiş
  • zehra çobanlı
    zehra çobanlı
    Belirtmemiş
  • dkn clk
    dkn clk
    Belirtmemiş
  • Süleyman Geyik
    Süleyman Geyik
    Belirtmemiş
  • İlaydaaknrc
    İlaydaaknrc
    Belirtmemiş
  • Vurgun3
    Vurgun3
    Belirtmemiş
  • Cemmm
    Cemmm
    Belirtmemiş
  • sansar
    sansar
    Belirtmemiş
  • Büşra Dere
    Büşra Dere
    Belirtmemiş
  • Dillen
    Dillen
    Belirtmemiş
  • bilgilenelim
    bilgilenelim
    Belirtmemiş
  • Berke59
    Berke59
    Belirtmemiş
  • zeus
    zeus
    Belirtmemiş
  • Sinem Ellis
    Sinem Ellis
    Belirtmemiş
  • İrem
    iremugras123
    Kütahya
Sitemizi kullanarak, Çerez Politikamızı , Gizlilik Politikamızı ve Hizmet Şartlarımızı okuduğunuzu ve anladığınızı kabul edersiniz.. Detay. ×