Nedir.Org
  • 1
19446
1
Okunma
288
Cevap
2
Soru :

Pembe incili kaftan olay örgüsü

Pembe incili kaftan olay örgüsü
Bölüm: Türkçe
Durum: Çözüldü
Tarih: 1 ay önce
0 kişi takip ediyor

Verilmiş Cevaplar


15



2020-10-23 10:47:06 #
Cevap :

Özet (Olay Örgüsü)

Osmanlı devletinin başında bu dönemde Şah İsmail adında bir bela vardır. Vezirler bu deli adama elçi göndermek için toplanmışlardı. Gönderilecek elçi cesur, ölümden korkmayan, devletin şanına yakışacak bir kişi olmalıydı. Sarayda, Enderunda, divanda böyle bir kişi yoktur. Vezirlerden biri Muhsin Çelebi'nin adını ortaya atar. Bunun üzerine sadrazam Muhsin Çelebinin çağrılmasını ister. Peki kimdi bu Muhsin Çelebi.

Muhsin Çelebi: Cesur, doğruluktan ayrılmayan, ölümden korkmayan, akıllı bilgili, Allah'tan başka kimseye boyun eğmeyen, hali vakti yerinde, garibi, zayıfı gözeten bir baba yiğittir.Muhsin Çelebi sadrazamın emri üzerine huzura gelir.Sadrazam ondan el etek öpmesini beklerken o eğilmez. Sadrazam onun bu hareketine kızmasına karşın ona elçilik teklifinde bulunur.Muhsin Çelebi bu görevi devleti için kabul eder.Elbette ki bu büyük devletin elçisi;atları,hademeleri ve giysileriyle ihtişamlı olmalıydı. Muhsin Çelebi bu giderleri, sadrazamın ısrarına karşın, kendisinin karşılayacağını söyler. Çünkü o fedakarlığın karşılıksız olacağına inanıyordu.Giderler için bütün varlığını rehin vererek tüccarlardan on bin altın alır.Bu parayla ihtiyaçları karşılar. Bir de Sırmakeş Toroğlu'ndaki: Kumaşı Hint'ten incileri Venedik'ten gelme Şah İsmail'in hayatında göremeyeceği pembe incili kaftanı sekiz bin altına alır.Bu kaftanı padişaha hediye etmek için herkes sıraya girmektedir. Muhsin Çelebi hazırlıklarını tamamlar. Karısını iki çocuğunu akrabalarına bırakarak yola koyulur. Muhsin Çelebi Tebriz'e vardığında halk ve şah onu şaşkınlıkla karşılar. O her zamanki gibi başı dik göğsü ilerde Şah İsmail'in huzuruna varır. Padişahın mektubunu öperek Şaha uzatır.Ayağı öpülmeyen Şah sapsarı kesilir. Muhsin Çelebi sağına soluna bakar ve oturacak bir şeyin olmadığını görür. Bunun ayakta beklemeye mecbur bırakmak için yapılmış bir davranış düşünerek o göz kamaştıran kaftanını tahtın önüne serer ve üzerine oturur.Şah,vezirleri komutanları aptallaşmıştır.Muhsin Çelebi gür sesiyle:Padişahının hiçbir ecnebi padişah karşısında eğilmeyeceğini ve dünyada Türk Padişahı kadar asil bir padişahın olmadığını söyleyerek huzurdan izin istemeden ayrılır.Kapıdan çıkarken Şah'ın askeri kaftanı arkasından getirir.Muhsin Çelebi sesini yükselterek 'bir Türk asla yere serdiği şeyi sırtına koymaz.'diyerek oradan ayrılır.

Muhsin Çelebi sağ salim ülkesine döner.Herkes pembe incili kaftana ne olduğunu merak eder. Fakat o bu yaptığını anlatacak kadar küçük bir insan değildir. Muhsin Çelebi elçilikten kalan malzemelerini satarak küçük bir bahçe alır.Üsküdar pazarında sebze meyve satarak geçimini sağlamaya başlar.Düştüğü bu acı durum karşısında o hiçbir zaman yaptığı fedakarlıkla övünmemiştir.

Ana Fikir

İnsan, yaptığı fedakarlık büyük veya küçük olsun hiçbir zaman övünmemelidir.

Kahramanlar

Muhsin Çelebi: Hikayenin baş kahramanıdır. Muhsin Çelebi 40 yaşlarında, namerde muhtaç olmayacak kadar servete sahip akıllı bir insandı. Tek ülküsü 'Allah'tan başkasına secde etmemek, kula kul olmamaktı.' Aynı zamanda savaş zamanlarında Kuba bölüklerinde kumandanlık yapardı. Doğruluktan ayrılmayan, ölümden korkmayan bir yiğitti.
Vezirler: Kubbe altı vezirleridir.
Sadrazam: Başbakandır. Vezirlerin başıdır.
Şah İsmail: Kurnaz, zalim, gaddar bir adamdır. İran devletinin şahıdır.

Kabuller

1. Kişiliği oluşturan değerlerden taviz vermeme: Muhsin çelebi koskaca Osmanlı sadrazamı ve İran şahı karşısında eğilmemiş, el etek öpmemiştir.
2. Sahip olduğu varlıkla böbürlenmeme: Muhsin Çelebi varlıklarıyla övünmemiş, böbürlenmemiş, zayıfları, garipleri hep gözetmiştir.
3. İyi bir vatandaş devleti için her fedakarlığı yamalıdır: Muhsin Çelebi devleti için bütün varlığını ve hayatını hiçe saymıştır.
 

Temel Değerler

1. Karakterli olma: Muhsin Çelebi hiçbir zaman şahsiyetinden taviz vermemiştir.
2. Alçak gönüllü olma: Muhsin Çelebi varlıklı olmasına karşın alçak gönüllüğü elden bırakmamış, zayıfları gözetmiştir.
3. Fedakar olma: Muhsin Çelebi devleti için bütün fedakarlıkları yapmıştır. Malından, mülkünden, ailesinden geçmiştir.

Değerlendirme

Hikayede yazarın kabulleri ile temel değerleri örtüşmektedir.
0 kişi beğendi
0



2020-10-23 10:55:05 #
Cevap :

1. Olay ve Olay Örgüsü

Hikâye tasvirle başlar.

Ömer Seyfettin, hikâyenin girişinde siyaset adamlarına ev sahipliği yapan Divandan şöyle tasvirler sunuyor:

“Büyük kubbeli serin Divan, bugün daha sakin, daha gölgeliydi. Pencerelerinden süzülen mavi, mor, sincap rengi bahar aydınlığı, çinilerinin yeşil derinliklerinde birikiyor, koyulaşıyordu. Yüksek ipek şiltelere diz çökmüş yorgun vezirler, önlerindeki halının renkli nakışlarına bakıyorlar, uzun beyaz sakalını zayıf eliyle tutan yaşlı sadrazamın sönük gözleri, çok uzak, çok karanlık şeyler düşünüyor gibi, var olmayan noktalara dalıyordu.”

Devlet adamlarının düşünceli bir şekilde Şah İsmail’e elçi araması ve yazarın Muhsin Çelebi ile sadrazamı tanıştırma faslına kadar gelen kısım birinci bölümdür. Aynı zamanda giriş kısmıdır.

Hikâyenin giriş kısmı üçüncü tekil anlatıcıdır. Lâkin yazar, yer yer kahraman anlatıcıya başvurur.

Muhsin Çelebi’nin sadrazam ile tanışıp teklifi kabul etmesi ve Tebriz Kalesi’ne gidene kadarki kısım ikinci bölümdür. Birçok olay bu bölümde gelişir. Gelişme bölümüdür. Muhsin Çelebi teklifi kabul ettikten, malını mülkünü satıp devlete hizmet safhası, Toroğlu’ndan Pembe İncili Kaftan’ı satın alması ve yola koyulması bu bölümde işlenmiştir. Ömer Seyfettin bu bölümde, giriş kısmına nazaran kahramanları daha sık konuşturur. Yine de anlatıcı, üçüncü tekil anlatıcıdır.

Üçüncü bölüm şu cümleler ile başlar; “Sonra padişahın mektubunu koynuna koyarak yola düzüldü. Konak konak ilerledikçe bu yeni elçinin gösterişi, zenginliği, hele incili kaftanının ünü bütün Anadolu’dan geçerek Şah İsmail’in ülkesine ulaşıyordu. Muhsin Çelebi bir gün Tebriz Kalesi’ne büyük bir gösterişle girdi.” Muhsin Çelebi, Şah karşısında vazifesini hakkıyla ifa etmiştir. Üsküdar’a dönmüş ve elindeki son mülkü olan gösterişli atını satarak sebze meyve için küçük bir bahçe almıştır. Pembe İncili Kaftan üzerinden Şah’a verdiği bürokrasi dersini ve vatanı için yaptığı fedakârlığı hiç kimseye anlatmamıştır.

 

2. Anlatıcı ve Bakış Açısı

Hikâyenin giriş kısmı üçüncü tekil anlatıcıdır. Lâkin yazar yer yer kahraman anlatıcıya başvurur.

Hikâyenin gelişme yani ikinci bölümünde; Ömer Seyfettin giriş kısmına nazaran kahramanları daha sık konuşturur. Anlatıcı üçüncü tekil ve kahraman anlatıcıdır.

Hikâyenin üçüncü bölümünde ise neredeyse hiç yoktur kahraman anlatıcı. Fedakârlık yapan Muhsin Çelebi’yi konuşturmaması ne kadar mahir bir kalem olduğunun kanıtı niteliğindedir.

Bu bölümde anlatıcı üçüncü tekil anlatıcıdır.

 

3. Pembe İncili Kaftan Hikâyesi’nde Teknik Tahlil

Ömer Seyfettin bu hikâyede “Leitmotif ve Çerçeve” tekniğinden faydalanmıştır.

Hikâyenin başında endişeli ve düşünceli bir sadrazam var. Şöyle ki, “uzun beyaz sakalını zayıf eliyle tutan yaşlı sadrazamın sönük gözleri, çok uzak, çok karanlık şeyler düşünüyor gibi, var olmayan noktalara dalıyordu.”

Muhsin Çelebi vazife için sadrazamın huzuruna çıkarken ise yazar tarafından şöyle tasvir ediliyordu:

“Sabah namazından sonra sarayının selamlığında, Hint kumaşından ağır perdeli küçük loş bir odada kâtibinin bıraktığı kâğıtları okurken, sadrazama, Muhsin Çelebinin geldiğini bildirdiler. 

– Getirin buraya dedi. 

İki dakika geçmeden odanın sedef kakmalı, ceviz kapısından palabıyıklı, iri, levent, şen bir adam girdi. İnce siyah kaşlarının altında iri gözleri parlıyordu. Belindeki silahlık boştu. Bütün kullarının etek öpmesine, secdesine alışan sadrazam, bir an eteğine kapanılmasını bekledi.”

Sadrazamın gözleri sönük ve karanlık iken Muhsin Çelebi’nin gözleri iri ve parlaktır.

“Ayağı öpülmeyen şah kızgınlığından sapsarı kesildi. Gözlerinin beyazları kayboldu. Mektubu aldı.”

Şah İsmail sapsarı kesilir ve gözlerinin beyazlığı kaybolurken, Muhsin Çelebi ise al yanakları ve parlayan gözleriyle etrafı gözlemlemektedir.

Yazar yer yer maziden misaller vererek çerçeve tekniğinden faydalanmıştır. (Yavuz’un şehzadelik bahsi ve Gedik Ahmet Paşa’nın hançerlenme mevzu.)

 

4. Zaman ve Mekan

Zaman: Fatih Sultan Mehmed mahdumu, İkinci Bayezid oğlu, Yavuz Sultan Selim devridir.

Mekân: Tek bir mekân yoktur, birçok mekân vardır. Kubbealtı vezirleri ve sadrazamın mekânı Divan’dır. Babıâli hükümet konağı demek mümkün. Ana karakter Muhsin Çelebi’nin evi ise Üsküdar’dadır.

“Sadrazam, o akşam kahyasını Muhsin Çelebi’nin Üsküdar’daki evine gönderdi.” cümlesinden anlıyoruz.

Bir diğer mekân ise hikâyenin sonlarını teşkil eden Safevîlerin Tebriz kalesidir. Hikâyede bu mekâna şöyle yer verilmektedir:

“Sadrazam tam bizim aradığımız adam işte dedi. Bu kadar korkusuz bir adam, devletine, ulusuna yapılacak hakareti de çekemez, ölümden korkarak, göreceği hakaretlere eyvallah diyemezdi. Kavuğu hafifçe salladı:

– Seni Tebriz’e elçi göndereceğiz. Muhsin Çelebi sordu: 

– Katınızda bu kadar nişancılar, kâtipler, hocalar var. Niçin onlardan birini seçmiyorsunuz?”….

Diğer mekân vurgusu ise, “Sonra padişahın mektubunu koynuna koyarak yola düzüldü. Konak konak ilerledikçe bu yeni elçinin gösterişi, zenginliği, hele incili kaftanının ünü bütün Anadolu’dan geçerek Şah İsmail’in ülkesine ulaşıyordu. Muhsin Çelebi bir gün Tebriz Kalesi’ne büyük bir gösterişle girdi.” cümleleridir.

 

5. Şahıs Kadrosu

Muhsin Çelebi: Hikâyenin ana kahramanıdır. Muhsin Çelebi vatanperver, cesur ve fedakâr bir tiptir.

Safevî Şahı İsmail Anadolu içlerinde yayılmaya çalışmakta, bunun için önce ideolojik olarak Anadolu insanını tesiri altına almak, ardından da Anadolu’yu topraklarına sahip olmak istemektedir. 

Osmanlı Devleti, bu hevesinden vazgeçirmek için Şah İsmail’e defalarca elçi göndermiş, ancak tavrında bir değişiklik olmamıştır.

Hatta Osmanlı elçilerini bazen hapsetmiş, bazen de boynunu vurdurmuştur. 

İstanbul’dan son bir elçi daha gönderilecektir, ancak sözünü dudaktan, gözünü budaktan sakınmayan dirayetli, cesaretli, ferasetli biri olması lâzımdır… 

Mevcut isimler gözden geçirilmiş, bu işe hiç biri uygun bulunmamıştır. 

Vezirlerden biri Muhsin Çelebi’nin adını ortaya atar: Arandığı gibi bir baba yiğittir, Muhsin Çelebi aranır, bulunur ve huzura getirilir. Sadrazam karşısında eğilmez bile. Temenna edip durur. O kadar minnetsizdir. Durum anlatılır: Padişah kendisinden büyük bir hizmet beklemektedir. Hikâyenin ana kahramanı olan Muhsin Çelebi fedakârlığı yapıp, gevezelikten ve kibirden sakınacak remz şahsiyettir.

Şah İsmail: Hikâyenin diğer kahramanıdır. Misafir kabulünü dahi bilmeyen zorba bir tiptir.

Yavuz Sultan Selim: Şehzadelik yıllarında dahi cesurluğuyla dikkat çeken biridir. İdeal devlet adamı tipi.

Sadrazam ve Kubbealtı Vezirleri: Yan kahramanlardır. İsimleri dahi belli değildir.

Muhsin Çelebi’nin eşi ve çocukları: Hikâyede bir defa geçer. Tebriz’e gitmeden vedalaşırlar.

Toroğlu: Libas taciridir. Pembe incili muhteşem kaftan ondan satın alınmıştır.

 

6. Sonuç

Ömer Seyfettin bu hikâyede Muhsin Çelebi üzerinden cesur, gösterişten ırak ve fedakâr bir vatandaş portresi çizmiştir. O kadar fedakârdır ki Muhsin Çelebi; “Şah İsmail başımı vuracak dahi olsa elçiliği bir şartla kabul ederim” der. İsteği ise “bütün yol masraflarını kendim temin etmeliyim cümlesi” olmuştur. Bütün malını satıp devrin en pahalı kaftanını almış ve yol arkadaşlarının nafakalarını kendisi temin etmiştir. Şah İsmail’in huzurunda etek öpmediği gibi, oturması için minder verilmeyince herşeyini satıp aldığı o harika Pembe İncili Kaftan’ı altına serer. Sonra da başlar Osmanlı Padişahı’nın mesajını sözlü olarak tekrarlamaya… 

Şah, şaşkınlıktan neye uğradığını şaşırmış, donup kalmıştır. 

Muhsin Çelebi sözleri biter bitmez ayağa kalkar, kapıya yürür. Şah’ın bir veziri, Çelebi’nin kaftanını yerden toplayıp arkası sıra koşturur: 

– “Buyurun kaftanınızı unutmuşsunuz.” 

Çelebi şöyle bir küçümseyerek Şah’ı süzer ve dudaklarını büzerek şöyle konuşur: 

– “Saraya gelen büyük bir ülkenin elçisini oturtacak yeriniz yok. Hem biz yere serip üzerine oturduğumuz şeyi, bir daha sırtımıza almayız! Bizden size hediye olsun” 

Paha biçilemez kaftanı bırakıp çıkar, ülkesine döner. 

İstanbul’da bu hikâyeyi duyan herkes Pembe İncili Kaftan’ın akıbetini merak etmektedir, ama Muhsin Çelebi tek kelime konuşmaz…

0 kişi beğendi

Cevap Yaz


×
Seç Değiştir



×
Seç Değiştir

×
Örnek 1 : https://www.youtube.com/watch?v=0zuBFyfQ3Qc
Örnek 2 : https://vimeo.com/8802569












Geri
Geçmiş
Soru Sor
Arama
Menü
Kapat
Hareket Dökümü
Online Üyeler
  • Sevimlişey
    Sevimlişey
    Belirtmemiş
  • muzur06
    muzur06
    Belirtmemiş
  • Isyankar65
    Isyankar65
    Belirtmemiş
  • Havva Çiçek
    Havva Çiçek
    Belirtmemiş
  • duraseddin
    duraseddin
    Belirtmemiş
  • emir altin
    emir altin
    Belirtmemiş
  • Ebrargül Köken
    Ebrargül Köken
    Belirtmemiş
  • GökmenAyaz
    GökmenAyaz
    Belirtmemiş
  • Yaro _chan
    Yaro _chan
    Belirtmemiş
  • Maşo Dor
    Maşo Dor
    Belirtmemiş
  • Endlesss
    Endlesss
    Belirtmemiş
  • liderr
    liderr
    Belirtmemiş
  • Nurhan Erdal
    Nurhan Erdal
    Belirtmemiş
  • Arda Çatak
    Arda Çatak
    Belirtmemiş
  • Ramazan Dinç
    Ramazan Dinç
    Belirtmemiş
  • miraç Sancar
    miraç Sancar
    Belirtmemiş
  • Süleyman Geyik
    Süleyman Geyik
    Belirtmemiş
  • Dilan büyüksu
    Dilan büyüksu
    Belirtmemiş
  • EMINE ACET
    EMINE ACET
    Belirtmemiş
  • dkn clk
    dkn clk
    Belirtmemiş
  • Çiğdem Kaya
    Çiğdem Kaya
    Belirtmemiş
  • Berke59
    Berke59
    Belirtmemiş
  • Vurgun3
    Vurgun3
    Belirtmemiş
  • Darthwader
    Darthwader
    Belirtmemiş
  • Cemmm
    Cemmm
    Belirtmemiş
  • Büşra Dere
    Büşra Dere
    Belirtmemiş
  • bilgilenelim
    bilgilenelim
    Belirtmemiş
  • mountaingoat
    mountaingoat
    Belirtmemiş
  • Dillen
    Dillen
    Belirtmemiş
  • Ask4746
    Ask4746
    Belirtmemiş
  • zeus
    zeus
    Belirtmemiş
  • Sinem Ellis
    Sinem Ellis
    Belirtmemiş
  • İrem
    iremugras123
    Kütahya
Sitemizi kullanarak, Çerez Politikamızı , Gizlilik Politikamızı ve Hizmet Şartlarımızı okuduğunuzu ve anladığınızı kabul edersiniz.. Detay. ×