Nedir.Org
  • 1
3240
10
Okunma
139
Cevap
1
Soru :

Tabir bulmaca

Bulmacada Tabir sorusunun cevabı nedir?

Bölüm: Bulmaca
Durum: Çözüldü
Tarih: 10 ay önce
0 kişi takip ediyor

Kolay Bulmaca Cevabı Bulma Robotu


Verilmiş Cevaplar


15



2020-05-27 20:00:01 #
Cevap :
Bulmacada 'Tabir' nedir sorusunun cevabı:
Kare ve çengel bulmacada sorulan 'Tabir' sorusunun yanıtı birden fazladır. Bu nedenle bulmacanızdaki boşluk sayısına ve harf dizilişine göre aşağıdaki cevaplarımızdan birini seçmelisiniz.


İşte cevaplar:
  1. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 5 harfli ise cevaba DEYİM yazabilirsiniz.
  2. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 5 harfli ise cevaba İFADE yazabilirsiniz.
  3. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 7 harfli ise cevaba ANLATIM yazabilirsiniz.
  4. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 5 harfli ise cevaba DEYİŞ yazabilirsiniz.
Diğer Cevaplar:
  1. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 5 harfli ise cevaba Tabir yazabilirsiniz.
  2. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 7 harfli ise cevaba Anlatım yazabilirsiniz.
  3. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 8 harfli ise cevaba Söyleyiş yazabilirsiniz.
  4. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 5 harfli ise cevaba Deyiş yazabilirsiniz.
  5. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 9 harfli ise cevaba Dışa Vurum yazabilirsiniz.
  6. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 5 harfli ise cevaba İfade yazabilirsiniz.
  7. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 8 harfli ise cevaba Nakletme yazabilirsiniz.
  8. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 10 harfli ise cevaba Hikaye Etme yazabilirsiniz.
  9. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 5 harfli ise cevaba Üslup yazabilirsiniz.
  10. Eğer bulmaca cevabınızdaki boşluk 5 harfli ise cevaba İfade yazabilirsiniz.
DEYİM kelimesinin Eş Anlamlıları:
  1. Tabir (5 harfli)
İFADE kelimesinin Eş Anlamlıları:
  1. Anlatım (7 harfli)
  2. Söyleyiş (8 harfli)
  3. Deyiş (5 harfli)
  4. Dışa Vurum (9 harfli)
ANLATIM kelimesinin Eş Anlamlıları:
  1. İfade (5 harfli)
  2. Nakletme (8 harfli)
  3. Hikaye Etme (10 harfli)
DEYİŞ kelimesinin Eş Anlamlıları:
  1. Üslup (5 harfli)
  2. İfade (5 harfli)
Sözlükte DEYİM Nedir:
Deyim (Özet) : Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış anlatım, tabir.

Deyim Nedir ? (Detay):


Çoğunlukla gerçek anlamından ayrı bir anlam taşıyan, en az iki sözcükten oluşan kalıplaşmış söz ya da sözcük grupları.eş.Tabir. Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı bir anlamı olan, ilgi çekici bir anlatımı bulunan, ifadeyi daha zengin kılan, iki veya daha fazla kelimeden meydana gelen, kalıplaşmış söz topluluklarına "deyim (tabir)" denir.

Deyimlerin Özü:


-Genellikle gerçek anlamından sıyrılarak başka bir anlama bürünürler: “Dilinde tüy bitmek”, “El ağzı ile kuş tutmak” gibi... -Kimi deyimlerde, asıl anlamlarından tamamıyla sıyrılmazlar. Yerine göre asıl anlamından da alınabilir, daha başka bir anlama da gelebilir. Bunu cümle içindeki kullanılış şeklinden anlarız. Örneğin: “Baltayı taşa vurmak” deyimiyle ilgili olarak: Gerçekten de bir balta taşa vurulabilir; bu söz asıl anlamından ayrı olarak “ağzından dokunaklı, incitici bir laf kaçırmak” gibi mecazlı bir anlama da gelebilir. Bunu cümle içinde sözlerin gelişinden anlarız. “Kırk yıllık oduncu, baltasını taşa vurmasın mı?” “Kendini bilmezin biri baltayı öyle bir taşa vurdu ki.” “Baltayı taşa vurmak” deyimi, birinci cümlede gerçek; ikinci cümlede ise mecazi anlamında kullanılmıştır. -Kimi deyimler de, sadece kendi sözlük anlamlarında (gerçek, asıl anlamında) kullanılır, başka bir anlam taşımazlar. Örnek: “Hem suçlu hem güçlü.” “İyiye iyi, kötüye kötü demek.”

Deyimlerin Sözdizimi:


-Deyimler, sözdizimi bakımından üç grupta ele alınabilir: 1) Sonları bir mastarla (-mak/-mek) biten deyimler: İğne ile kuyu kazmak. Çam devirmek. 2) Cümle şekline deyimler: Ağzını bıçak açmıyor. Kaleminden kan damlıyor. Dostlar alışverişte görsün. 3) Yukarıdaki iki türe de girmeyen, daha çok birleşik sözcüklere benzeyen deyimler: İlk gözağrısı. Bağrı yanık. Kaşla göz arasında. Bir içim su.

Deyim Kalıpların Özelliği:


-Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Şekli, sözdizimi, sözcükleri değiştirilemez. Örneğin, “Yok devenin başı” deyimi “Devenin başı yok” biçimine sokulamaz. Yine “Kırdığı ceviz kırkı geçti” yerine, bir sözcüğü değiştirilerek “kırdığı fındık kırkı geçti” denilemez. -Deyimler kalıplaşmış olmakla beraber, bazı deyimlerin kalıpları büsbütün donmuş sayılmaz. Sonları bir mastarla bağlananlarla, cümle biçiminde olan bazı deyimler, birleşik fiiller gibi çekilebilir. Çekimi göre de zamirleri değişir, sözcükleri değişmez. Örneğin, “gözden düşmek” deyimi: “Gözden düştüm, gözden düştün, gözden düştü; gözden düştük, gözden düştünüz, gözden düştüler” şeklinde çekilir. Kalıpları büsbütün donmuş sayılan ya da tarihi bir anekdota bağlı bulunan deyimler kesinlikle çekime gelmez; “eski çamlar bardak oldu” gibi. -Çoğunlukla fiil olarak (msl.vakit almak) görülen deyimler, zaman zaman sıfat (msl. Kabak kafalı), zarf (msl.öğle üzeri) biçimlerinde; bazen de soru cümlesi (msl.ne dese beğenirsin?) ve ünlem cümlesi (msl. Vay anam vay) biçimlerinde görünürler.

Deyimlerin Başka Verimlerle İlişkileri:


-Deyimler, çok kez, başka türlü halk verimlerine ve daha başka anlatım araçlarına karıştırılır; atasözlerine, birleşik sözcüklere, Türkçe terimlere ve argo denilen sözlere... Bir karşılaştırma yapacak olursak: Atasözleri, az sözcükle çok şey anlatan özlü sözlerdir. Anlattıkları denenmiş, doğruluğuna inanılmış düstur (genel kural, kaide) niteliğindedirler. Deyimler ise, kalıplaşmış anlatım araçlarıdır. Cümle şeklinde olanlar bile bir anlam bütünlüğü taşımaz. Asıl anlamlarını içinde bulundukları cümleden alırlar; aldıkları anlam da değişmez bir kural niteliğinde değildir. Örneğin: Denize düşen yılana sarılır. (Atasözü) Dört yanı deniz kesildi. (Deyim) Her iki sözde bir çaresizliği belirtiyor. Ancak birinci söz inanılmış, benimsenmiş bir düşünce, değişmez bir kural. İkinci söz ise, bir anlam bütünlüğü taşımıyor. Ancak şöyle bir cümle içinde: “Varını yoğunu kaybedince dört yanı deniz kesildi, tutunacak bir dal bulamadı” denilirse, bir çaresizlik anlamı ortaya çıkıyor ama, bu da değişmez bir kaide değil; varını yoğunu kaybeden herkesin dört yanı deniz kesilmez ki... Tutunacak bir el, tutunacak bir dal bulanlar da olur. O halde bu bir deyimdir. Deyimleri öteki anlatım araçlarından da ayırabiliriz: Deyimler, terimlere benzer. Terimler, anlamları daraltılmış bilimsel sözlerdir... Deyimler ise, anlamları genişletilmiş mecazlı sözlerdir ve en az iki sözcükten meydana gelirler. Deyimler argoya da benzemez. Argo (bkz.), halkın geneli tarafından kullanılmayan, yalnızca belli çevrelerin kullandıkları, genel dilden ayrı, bir çeşit külhanbeyi ağzıdır. Deyimler ise, toplumun geneline mal olmuş, halk yapısı söz gruplarıdır. Bu bakımdan: Diktörgen terimdir; cızlamı çekmek argodur; deyim değildir. Deyimler,dört gramer yapısından oluşmaktadır: 1- Tek bir kelimeden ibaret olup,semantik manasına göre dikkate alınarak. 2- Bileşil fiillerin kendisinden önce gelen kelimeye karşı elde ettiği hakimiyetle. 3- İsmin fiile hakim oluşuyla. 4- Her iki öğenin eşit oranda kalıplaşmasıyla meydana gelir. Deyimlerin ana karakterini anlamak için cümle içindeki kullanılışlarına dikkat etmek gerekir. Yukarıda sıralanan nitelikler göz önüne alınarak,deyimlerin gruplandırılması şöyle yapılabilir:

Deyimlerin Sınıflandırılması


1-ALAY VE EĞLENME MAKSADIYLA YAPILAN DEYİMLER:


a- Tasviri olup fiil karakteri taşımadan kullanılanlar: Örnek: Ayran budalası b- Bir hüküm ifade edip atasözü değerine ulaşanlar: Örnek: Atı alan Üsküdar'ı geçti c- Hikaye karakteri gösterenler: Örnek: Hoppala d- Fiilin hakim olduğu deyimler: Örnek: Akıldan yana züğürt olmak

2-HİKAYE DEYİMLERİ:


a- Tasviri mahiyette olanlar: Örnek: Adet yerini bulsun b- Dua mahiyetinde olanlar: Örnek: Bereket versin c- Hitap olarak kullanılanlar Örnek: Ayol d- Üzüntüyü,eseflenmeyi ifade edenler: Örnek: Ah aksi şeytan e- Konuşmayı devam ettirmek amacıyla kullanılanlar: Örnek: Ha,ne diyordum f- Teselli mahiyetinde kullanılanlar: Örnek: Adam sen de

3-TASVİR NİTELİĞİNDEKİ DEYİMLER:


a- Tasviri olanlar: Örnek: Kuyu anası b- Fiilin hakim olduğu deyimler: Örnek: Alçak gönüllü olmak

4-MÜBALAĞA DEYİMLERİ:


a- Tasviri mahiyette olanlar: Örnek: Ağzı açık kalmak b- Alay ve eğlenme ihtiva edenler: Örnek: Dananın kuyruğunu koparmak c- Küçümseme,tahkir ve ihtar unsurlarını içine alanlar: Örnek: Yüreğinde dağ açılmak

5-DUA DEYİMLERİ:


a- Nezaket ve iltifat unsurlarının hakim olduğu dua deyimleri: Örnek: Allah bir arada kocatsın b- Vecize mahiyetinde olan dua deyimleri: Örnek: Nemrut'un ateşini Hz.İbrahim'e gülzar eden Allah,sizin de yaktığınız ateşi bize selamet nuru etsin. c- İstihza yollu söylenen ve dalkavukluk çeşnisi ile bulunan deyimler: Örnek: Allah akıl versin,çok yaşa d- Allah'a şükür anlamında yapılan deyimler: Örnek: Hamdolsun,bin şükür. e- Büyü,tılsım bozmak veya yapmak için kullanılan deyimler: Örnek: Üzerliksin hevasın,her dertlere devasın

6-İLTİFAT,DALKAVUKLUK,YALTAKLANMA VE SEVGİ DEYİMLERİ:


a- Saray çevresinde padişah ve diğer devlet ricalini tasvir,takdir ve dalkavukluk için kullanılan deyimler: Örnek: Devletli,efendizadem b- Sevgiliye veya yaranılmak istenen kimseye karşı kullanılan hitap deyimleri: Örnek: A canım,canımın içi,ciğerimin köşesi,elmasım c- Sevgiliyi veya yaltaklık edileni tasvir için kullanılanlar: Örnek: Afeti can,gazali rana,hokka gibi ağızlı,kiraz gibi dudaklı d- Sevilen veya yaranılmak istenen şahsa söylenen,fiilin hakim olduğu deyimler: Örnek: Keremin arpa tarlası gibi yanmak e- Aşırı bir alçakgönüllülük veya kendini küçültmekle yapılan dalkavukluklar,yalvarmalar,dua mahiyetinde olanlar: Örnek: Bağışlayınız,af buyurunuz,Allah ömürler versin

7-BEDDUALAR:


a- Uzuvlar üzerine yapılan beddualar: Örnek: Ağzı kurusun,burnu kırılsın,elleri yumurcaktan kopsun b- Soyut anlam taşıyanlar: Örnek: Adı batsın,Aklı kurusun c- Vasıtala Beddualar: Örnek: Ziftin pekini ye d- Alay yollu beddualar: Örnek: Deli diyenin tepesi delinsin,iki gözün bir delikten fırlasın

8-İHTAR MAHİYETİNDE DEYİMLER:


a- Tek kelimeden ibaret olanlar: öravul,yıkıl v.b. b- Soyut anlam taşıyanlar: Örnek: Hanya'yı Konya'yı haddini bildiririm. c- Uzuvlara dayanılarak yapılan ihtarlar: Örnek: Ağzını düzelt,dilini tut d- Vasıtalı ihtarlar: Örnek: Eşek sudan gelinceye kadar dövmek

9-KÜFÜR VE HAKARET DEYİMLERİ:


a- Tek kelime halinde olan,içinde tasviri,soyutluk ve hafif bir şekilde kıyaslama unsurları bulunan küfür ve hakaret deyimleri: Örnek: Alık,balkabağı,marsık,kınamsık b- Tek kelime halinde olan fiili hakaret deyimleri: Örnek: Zıbarmak,kudurtmak c- Birden fazla kelimeli fiili hakaret deyimleri: ör.Boyundan büyük işe kalkışmak d- Tasvir unsuru hakim olanlar: Örnek: Ayran budalası,düz taban,çenesi düşük e- Hayvanlardan yararlanılarak yapılan ve herif gibi kelimelerle beraber kullanılan ağır küfür ve hakaret deyimleri: Örnek: Ağanın beygiri,kılkuyruk herif,köpoğlu v.b.

10-SES TAKLİTLERİYLE MEYDANA GELEN DEYİMLER:


Bu deyimler,doğadaki tabii ses taklitleriyle yapıldıkları gibi anlamsız kelimelerin yan yana gelmesiyle de meydana gelebilirler. Bunlarda amaç,tasvir ettikleri semantik manadır.Söz konusu ses taklidi bir kelimeyle açıklanır. Örnek: Bıcı bıcı yapmak.
Sözlükte İFADE Nedir:
Anlatım.
Sözlükte ANLATIM Nedir:

Duygu, düşünce, bilgi ve gözlemlerimizi başkalarıyla paylaşmak istediğimizde anlatma yöntemini kullanırız. Anlatma olayına anlatım denir. Öyle ise anlatım, duygu ve düşüncelerin söz ya da yazı ile açıklanması diye tanımlanır. Anlama olmadan anlatma olmaz. Anlamayı öğrenmeden, anlatma öğrenilemez. Görülen bir olayın, nesnenin; duyulan, okunan olayların, bilgilerin kavranmasına anlama denir. Anlatım ise; zihindekilerin başkasının zihnine, söz ya da yazı ile, aktarılması işleminin adıdır. Anlama edilgen (pasif) bir eylemdir, anlatma ise etkin (aktif) bir eylemdir. Anlamada; ilgilenilen konunun neye işaret ettiğini sezebilmek; özünü, gerçeğini kavramak; benzer konular arasında ilişki kurarak bütünü görebilmek; neden-sonuç ilişkilerinden yola çıkarak geleceği görebilmek; sorunları, güçlükleri kolay ve doğru çözebilmek vardır.

Günümüzdeki yoğun iletişim ağı içinde çabuk anlama ve kolay anlatım bir zorunluluktur. Birçok meslek var. Bir meslekle uğraşan pek çok kişi var. Meslekler arası ilişkiler var. Bu ortamda kişinin kendi bilgisini, önerisini, çalışma projelerini başkalarıyla paylaşması, başkalarının bu türlü açıklamalarını kavraması gerekmektedir. İş yerindeki yönetenin iş görevlendirmelerini sağlıklı yapabilmesi için, yönetilenin görevlendirmeleri iyi anlayabilmesi ve çalışmalarını sözlü ya da yazılı raporlaştırabilmesi için, kişilerin sözlü ya da yazılı anlama ve anlatma çalışmalarında başarılı olması gerekir. İnsan şu anda yeryüzünde düşünen ve konuşan tek varlık olduğuna göre bu bizim insanlık görevimizdir. Doğru anlamak için; kişinin söz varlığı zengin olmalı; kişi duyarlı olmalı; kişinin hayal gücü zengin olmalı; kişinin çevresi bu özelliklerini geliştirecek, destekleyecek durumda olmalıdır. Kişi yalnız görerek değil; okuyarak, dinleyerek, çalışarak deneyimlerini arttırmalı; anladıklarını anlatarak ya da yazarak anlatma beceresini geliştirmelidir. Anlatmanın başarılı olabilmesi için anlamanın tam ve doğru olması gerekir. Anlama; doğru öğrenmedeki başarıyı, kişinin öz güvenini artırır.
 
Anlama öğretilebilir bir davranıştır. Anlamanın da yöntem ve teknikleri vardır. Anlamadaki gizler çözüldükçe kişi anlamayı kavrar, bu konuda eğitilmiş olur. Fakat doğru anlama ve etkili anlatma için yalnız eğitim almış olmak yetmez, kişi kendi de çabalamalıdır. Kişinin, konuşmadaki ya da yazmadaki anlatımı aynı zamanda kişiliğinin göstergesidir. Kendini iyi yetiştiren kişilerin anlatımı kendine özgü olur. Böyle kişilerin konuşmalarını dinlemek, yazdıklarını okumak bize zevk verir. Anlatım kişiden kişiye değişmekle birlikte anlatımın ortak araçları, gereçleri ve özellikleri vardır. En önemli anlatım aracı dildir. Kişi anlatımında genellikle ait olduğu ulusun dilini kullanır. Kendine özgülük sözcük, deyim gibi söz varlıklarının seçimindedir, dilin cümlelerinin kuruluşundadır.

A. Anlatımın Özellikleri

İyi bir anlatımı yakalayabilmek için anlatımın özelliklerini bilmek gerekir. Anlatım özellikleri, anlatımın nasıllığı ile ilgilidir. "Karşılıklı konuşmada, karşılıklı anlayış birliğine varabilmek için anlatım nasıl olmalıdır?" sorusunun karşılıkları bizi iyi bir anlatımın özelliklerine götürür.
 
Anlatım özellikleri şöyle sıralanabilir:
1. Doğallık, 2. İlginçlik, 3. Tutarlılık, 4. İnandırıcılık, 5. İletişim Dilinde Yetkin Olmak, 6. Akıcılık, 7. Duruluk, 8. Özlük, 9. Açıklık.

1. Doğallık

Anlatılanların doğal olabilmesi için anlatıcının kendine güveninin tam olması gerekir. Kişi konuşmada ya da yazmada yapmacıklıktan uzak olmalıdır. Kişinin doğal konuşabilmesi için yaşama sevinciyle dolu olması, duygularını gizlememesi gerekir. Bunun için de kişi kendini sevmeli, dinleyicisini sevmeli, yaşamayı sevmelidir. Anlatacaklarını süslemeden, yalın bir dille fakat candan, yürekten anlatmalıdır.

2. İlginçlik

Kişinin anlatımı kendine özgü ise başkalarını taklit eder nitelikte değilse ilginç demektir. Anlatıcı, daha önceki söylenilenlerden, yazılanlardan ayrı konuları yakalamalı. Dili kullanımındaki kıvraklık, buluş kendine özgü olmalıdır.

3. Tutarlılık

Kişinin anlattıkları önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir; yaptıklarına ters düşmemelidir. "Ya konuştuğun gibi ol, ya olduğun gibi konuş." sözü kişi tutarlılığının ölçüsü olmalıdır.

4. İnandırıcılık

Kişinin anlatımının inandırıcı olması için; kişinin anlattıklarına güvenmesi gerekir. Bunun için de anlatacağı konuyu iyi bilmeli, anlattıklarının doğruluğuna güvenmelidir. Kişi ancak kendi inandığı bir konuda inandırıcı anlatımı yakalayabilir. Anlatılanları mantık çerçevesine oturtabilmek, inandırıcılık açısından çok önemlidir. Buradaki inandırıcılık bir düşünceyi alıcıya zorla benimsetme biçiminde de olmamalıdır. İnandırıcılık, etkileyiciliği yanında getirir. Bunun için de duygular sıcak, düşünceler açık, anlatım özgün ve söyleyiş güzel olmalıdır.

5. İletişim Dilinde Yetkin Olmak

Kişi kullandığı dilde yetkin olmalıdır. Kullanılan sözcükler cümledeki yerine tam oturmalı. Dilbilgisi yanlışları, anlamda kapalılığın nedenlerinden biridir.

6. Akıcılık

Anlatım kesik kesik, tutuk olmamalıdır. Akıcı bir anlatım ile dile getirilen görüş ya da düşünceler dinleyicinin ya da okuyucunun belleğinde kolayca yer eder.

7. Duruluk

Anlatımda kullanılan uslup süslemeli, özentili olmamalıdır. Cümleler gereksiz yere uzatılmamalıdır. Cümlelerde en az sözcük ile eksiksiz anlatımı yakalamaya duruluk denir. Bir cümledeki fazla sözcük sayısı anlamı dağıtır. Söylenenler doğru bile olsa kavramak güçleşir. Cümledeki eksik sözcükler de anlamı yok eder.

8. Özlülük

Söz ya da yazı gereksiz yere uzatılmamalıdır. Anlatılacaklar eksiksiz olmalı, fakat fazladan sözcük bulunmamalıdır.

9. Açıklık

Anlatımda kullanılan sözcükler iyi seçilmeli, anlamı bilinmeyen bir sözcük bile kullanılmamalıdır. Terim niteleğinde bir sözcük varsa terimin ilk kullanımında açıklanmalıdır. Cümleler doğru kurulmalı, inandırıcı, doğal, tutarlı olmalı, plan tam oturmuş olmalı ki anlatım açık olsun. Bir bakıma anlatımın diğer özellikleri hep anlatımda açıklığı yakalayabilmek içindir.

B. Anlatımın Ögeleri

Anlatımın gerçekleşebilmesi için dört ögeye gerek vardır:
1. Verici (konuşan ya da yazar),
2. Alıcı (dinleyen ya da okuyan),
3. Dil (İletişim aracı olarak),
4. Konu. 

Konu Seçimi

Her yazım ve anlatımın temeli konudur. Konu, üzerinde konuşulan, yazı yazılandır. Konu günlük olaylardan alınabileceği gibi insanlar arası ilişkilerden, toplumsal gerçeklerden, sorunlardan, bilim ve teknolojiden, sanattan, kısaca yaşamın her kesitinden seçilebilir. Söz gelimi "aşk" duygusal, "eğitim" toplumsal, "optik" bilimsel bir konudur. Bu konular çok geneldir, bu ana konuların alt başlıklarla sınırlandırılması gerekir. Bilimsel bir konu aynı zamanda toplumsaldır; bu nedenle anlatım konularını kesin sınırlarla ayırmak güçtür. Yine konular; nesnel ise somut konular, nicel ise soyut konular diye de ayrılır. Konu alanı olarak toplumun her kesimi alınabilir. Örneğin, okul öncesi eğitimi konu alan bir yazı için köy, varoş, gecekondu, aydın kesim, Amerika, Japonya... gibi alanlardan biri seçilebilir.

Konu seçiminde gözönünde bulundurulacak özellikler şunlardır:
• Kişi, konu seçerken bildiği ya da ilgi duyduğu, araştırma yapabileceği konuyu seçmelidir.
• Konu, geliştirmeye uygun olmalıdır.
• Konu, bilimsel gerçeklerle çelişmemelidir.
• Konu, türlü yorumlara yol açmayacak kadar inandırıcı ve açık olmalıdır.

C. Anlatım Yolları

Anlatım yolları ile anlatım türlerini karıştırmamak gerekir. Anlatım türleri sözlü anlatım, yazılı anlatım diye ikiye ayrılır. Anlatım yolları daha genel bir kavramdır. Hem sözlü anlatımda hem de yazılı anlatımda anlatım yollarından birine ya da birkaçına başvurulur.
 
Bunlar şunlardır: 1. Açıklayıcı Anlatım, 2. Öyküleyici Anlatım, 3. Betimleyici Anlatım, 4. Tartışmalı Anlatım.

1. Açıklayıcı Anlatım

Bir konu üzerinde ayrıntılı bilgi vermek, öğretmek ya da olayı bildirmek, yorumlamak üzere yapılan anlatım türüdür. Bu anlatım yoluyla "ne, neden, niçin, nasıl, nerede, ne zaman" soruları açıklanır. Günlük konuşmalarda; edebiyat, felsefe ve ahlâk konularında, yaşanılan olaylarda sık sık açıklayıcı bilgi verir ya da başkalarının açıklayıcı bilgilerini dinleriz. Yine günlük konuşmalardaki sorulara verilen karşılıklar da
açıklayıcı anlatıma girer.
Açıklama yapmak için konuyu iyi bilmek, olayı görmek gerekir. Anlatım konusu yukarıdaki soruların karşılığı verilerek açıklanmalıdır. Savunulan düşünce iyi açıklanamazsa aynı düşünceler boş yere yinelenip durur. Bunu önlemek için anlatımın tümden gelim, tüme varım, benzetme gibi bilgi üretme yollarını kullanmalıyız. Şimdi de bu terimlerin ne anlama geldiğini öğrenelim.

1.1. Tümdengelim

Genel bilgilerden, yargılardan, kurallardan özel bilgilere, yargılara, kurallara ulaşmaktır.
Örneğin: "Çikolata diş çürütür." gerçeğinden yola çıkarak "Ben de çok çikolata yersem dişlerim çürür." gerçeğine vararak, "dişlerimi çürütmemek için çikolatayı çok yemem... " gibi. Bazen benzer olaylardan, bazen bilimsel gerçeklerden hareket edilerek yeni gerçeklere, sonuçlara ulaşmaktır.

1.2. Tümevarım

Tümden gelimin tersidir. Özel olay ve durumlardan genel yargılar elde etme yoludur. Yine "Çikolata diş çürütür.", "Muhallebi diş çürütür.", "Fondan şekeri diş çürütür." gerçeklerinden sonra "Şekerli yiyecekler diş çürütür." sonucu çıkar.

1.3. Benzetme

Konuyla ilgili benzer olayların, durumların bir araya getirilmesi çalışmasıdır.
Açıklayıcı anlatımda, şunlara da dikkat edilmelidir:
• Konunun maddesi ve görüş açısı iyi belirlenmelidir.
• Konuyu geliştirme ve temellendirme yollarından birinden ya da birkaçından yararlanılmalıdır.
• Bunları yaparken kendi gözlemlerimizden, deneyimlerimizden ve öğrendiklerimizden yararlanılmalıdır.

2. Öyküleyici Anlatım

Yaşanmış ya da tasarlanmış bir olayın başkalarına söz ya da yazı ile anlatımıdır. Bu anlatım; olay, kişi, yer ve zaman ögelerine dayanır.

2.1. Olay

Öyküleyici anlatımda öncelikle bulunması gereken ögedir. Anlatım, bir ana olay ile birçok yardımcı olay arasında kurulan ilişkilerle yapılır.
 
Ana olay üç evrede anlatılır:
Serim, düğüm, çözüm.
Serim: Öyküleyici anlatımda "giriş" bölümüdür. Bu bölüm ana olayın başlangıcıdır. Öyküde yer alacak kişiler, olayın geçtiği yer ve zaman tanıtılır. Düğüm bölümünden kısa, çözüm bölümünden uzun bir bölümdür.
Düğüm: Bu bölümde bir yandan ana olay yardımcı olaylarla genişlerken, bir yandan da dinleyici ya da okuyucuda merak uyandırılır. Uzun bir bölümdür. Bölümün uzunluğu ne olursa olsun, uyandırılan merağın sonuna kadar sürmesi sağlanmalıdır.
Çözüm: Diğer bölümlerde uyandırılan merağın giderildiği, soruların karşılık bulduğu bölümdür. Anlatının en kısa bölümüdür.

2.2. Kişiler

Öyküleyici anlatımda olayı yaşayanlardır. Olay birkaç kişi arasında geçer. Bunların kimileri olay için birinci derecede önemlidir. Olayın kolay anlaşılabilmesi için bu kişilerin anlatıda çok iyi tanıtılması gerekir. Olayların anlatımı sırasında kişiler bu niteliklerine uygun davranırlar ve konuşurlar.

2.3. Yer

İnsanlar kendilerine uygun yerlerde yaşarlar, olaylar da ya bu yaşadıkları yerlerde ya da gezmeye gittikleri yerlerde geçer. Bu nedenle olayın geçtiği yer de anlatıda bulunmalıdır. Fakat bunlar öykünün anlatımını olumsuz etkilememeli, olayların akışını bozmamalıdır.

2.4. Zaman

Zaman sonsuz bir akıştır. İnsan bu akış içine doğar, olaylar bu akış içinde geçer. Bu nedenle öykülemede zaman da belirtilir.

3. Betimleyici Anlatım

Bütün türlerde, tür bireyleri birbirine benzer. Yine de tek tek bakıldığında tür bireyleri arasında, kendine özgü ayırıcı nitelikler de vardır, ikizler de bile. İşte bunların söz ya da yazı ile anlatılmasına betimleme denir. Betimleme, insan ve insan dışındaki hayvan, manzara, eşya... gibi varlıkların benzerleri ile arasındaki ayırıcı, belirleyici özelliklerini anlatmaktır. Betimleme için tasvir etme de denir. Yazarın amacına göre iki türlü betimleme vardır. Bunlardan biri sanatsal betimleme, diğeri bilimsel betimlemedir. Sanatsal betimlemede okuyucunun duygularını uyandırmaya önem verilip içten bir uslup, öznel bir bakış açısı seçilirken, bilimsel betimlemede okuyucuya bilgi vermeye önem verilip, nesnel bir bakış açısını yakalamak gerekir. Betimleme söz ile resim yapmaktır. Böylece varlıklar gözönünde canlandırılabilecek duruma gelir. Betimlemede görme, tat, koku, işitme, dokunma gibi beş duyu organıyla sezilebilinen bütün özelliklere yer verileceği gibi duygulara da yer verilir. Bu da gösteriyor ki başarılı bir betimleme yapabilmek için iyi bir gözlemci olmak gerekir; çünkü betimlemedeki niteliklerin aslına uygun olması gerekir, abartma yoluna gidilmemelidir. Betimlemesi yapılan varlığın önce genel nitelikleri, sonra ayrıntıları, sonra da bizde bıraktığı duygusal etki verilmelidir. Bütün bunlar kişisel ve düzgün bir anlatımla verilmelidir. Betimlemede yer ve zaman ögeleri de bir arada bulunur.

Mevsim betimlemesi: İlkbahar

"Uzun süren kış ayları bitti. Köyün üzerini örten kara bulutlar gitmiş, yerini masmavi gökyüzüne bırakmıştı. Yılan gibi kıvrıla kıvrıla akan derenin suları coşmuş, coşku türküleri söyleyerek akıp gidiyordu... Vadi rengârenk tomurcuk ve çiçeklere bürünmüştü. Uykudan uyanan böcekler yuvalarından çıkarak şimdiden kış hazırlıklarına başladılar. Karıncalar sıcak günlerin uzun sürmeyeceğini bildikleri için ambarlarını yiyecekle doldurma yarışına başladılar. Bizim tembel ağustos böceği de sabahın erken saatlerinde müzik şölenine başlamış, gece gündüz demeden güzel türkülerini söylüyordu."
(Sabri Oytan, Bal Sarısı -Zerik Taşı, s. 34)
 
İnsan betimlemesine portre denir. Betimlemedeki tüm kurallar portre için de geçerlidir.
Yine de şu noktalara dikkat edilmesi gerekir:
• Portreye konu olan kişi, objektif olarak anlatılmalıdır.
• Kişi için kullanılan sıfatlar gerçeğe uygun olmalıdır.
• Kişinin iyi nitelikleri yanında kötü nitelikleri de gösterilmelidir.
• Gereksiz ayrıntılar yazılmamalıdır.
• Anlatım özentisiz, açık ve akıcı olmalıdır.
 
İnsanı ele alışına göre üç türlü portre vardır:
• Dış portre:
Kişinin yalnız görünüşünü anlatan portredir.
• İç portre: Kişinin iç dünyasını, olaylar karşısındaki tutum ve davranışlarını anlatan portredir.
• Genel portre: Kişinin hem dış hem iç özelliklerini anlatan portredir.

Portre bağımsız bir yazı türü olabileceği gibi, diğer yazı türlerinin -daha çok da öykü ve romanın- içinde yer alır:
"Sarı Mustafa'nın sarı, gür saçlarına, tombul yapısına, sürekli gülen yüzüne karşılık; Kösenin Yusuf, buğday benizli, seyrek sakallı, ince yapılı, orta boylu, düşünceli görünen biriydi. Dor Ali ise, iri yarı, esmer, kara bıyıklı, sağlam yapılıydı. Huyları pek birbirine benzemese bile iyi anlaşmışlar, iyi arkadaş olmuşlardı. Düzlükte birbirine yardım ederek yaşayıp gidiyorlardı."
(Behzat Ay, Dor Ali, 1966, s.11)

4. Tartışmalı Anlatım

Bir topluluğun, belli bir konuda, gerçeğe ulaşmak için, kendi aralarında yaptığı düşünce alışverişine tartışma denir. Tartışmada, bir konunun en az iki bakış açısı vardır. Tartışma sonucunda konu bilimsel sonuçlara bağlanır. Bunun için tartışmada düşüncelerin açıkça ortaya konması, özgür bir ortamda tartışılması gerekir.

D. Anlatım Biçimleri

Bir olay anlatımı ile, düşünce anlatımı aynı yöntemle olmaz. Düşünce yazılarında ve resmi mektuplarda anlatım daha ciddi; özel mektuplarda, anılarda daha içten; olay yazılarında sürükleyici, heyecan doludur.
Anlatımda kimi zaman konuşma dili, kimi zaman şiir dili kullanılır. Her ikisi için de iki anlatım biçimi vardır: Dolaylı anlatım, dolaysız anlatım.

1. Dolaylı Anlatım

Öykü, roman gibi yazın türlerinde, olayların bir anlatıcının ağzından anlatılmasıdır. Ayrıca sözcük ve kavram seçiminde de dolaylı anlatım seçilir çoğu kez. Bir sözcüğü, sözlük anlamının dışında kullanmak da dolaylı anlatımdır. İstiarelere (eğretileme), dolaylamalara yer vermek de dolaylı anlatımdır. Söz gelimi bayrağımız yerine hilâl, lületaşı yerine bayaz altın, askerimiz yerine Mehmetçik, aslanlar...

2. Dolaysız Anlatım

Öykü, roman gibi yazın türlerinde, olayların kahramanın ağzından anlatılmasıdır.

E. Anlatım Türleri

Bir duygunun, bir düşüncenin, bir isteğin söz ya da yazı ile belirtilmesine anlatım denildiğini görmüştük. Tanıma göre anlatım: 1. Sözlü anlatım, 2. Yazılı anlatım olmak üzere iki türlüdür.

1. Sözlü Anlatım

Anlatılmak istenen duygu, düşünce ya da hayaller söz ile anlatılır. Sözlü anlatıma konuşma da denir. Karşılıklı konuşmadan, tartışmaya, konferansa kadar birçok konuşma türü vardır. Bundan sonraki üç ünite sözlü anlatım üzerinedir.

2. Yazılı Anlatım

Anlatılmak istenen duygu, düşünce ya da hayaller yazı ile anlatılır. Yazılı anlatıma komposizyon ya da yalnızca yazı da denir. Yazılı anlatım türleri önce düşünce yazıları, sanat değeri olan yazılar, yazışmalar olmak üzere üçe ayrılır, sonra onlar da kendi içinde birçok türe ayrılır. Bunlar için bilgi gelecek ünitelerde verilmiştir.

Özet

Anlatma olayına anlatım denir. Anlatım, duygu ve düşüncelerin söz ya da yazı ile açıklanması diye tanımlanır. Anlama olmadan anlatma olmaz. Günümüzdeki yoğun iletişim ağı içinde çabuk anlama ve kolay anlatım bir zorunluluktur. Anlama öğretilebilir bir davranıştır. Anlamanın da yöntem ve teknikleri vardır; fakat doğru anlama ve etkili anlatma için yalnız eğitim almış olmak yetmez, kişinin kendi çabası da gerekir.
 
Anlatım özellikleri, anlatımın nasıllığı ile ilgilidir, şöyle sıralanabilir: 1. İnandırıcılık, 2.Doğallık, 3. Tutarlılık, 4. İlginçlik, 5. Anlatımın Özlü Olması, 6. Duruluk, 7. Açıklık, 8. İletişim Dilinde Yetkin Olmak, 9. Akıcılık...
 
Anlatımın gerçekleşebilmesi için dört ögeye gerek vardır: 1. Verici (konuşan ya da yazar), 2. Alıcı (dinleyen ya da okuyan), 3. Dil, 4. Konu.
Anlatımın temeli konudur. Konu, üzerinde konuşulan, yazı yazılandır. Konu seçerken kişi bildiği ya da ilgi duyduğu, araştırma yapabileceği konu olmasına, geliştirmeye uygun olmasına, bilimsel gerçeklerle çelişmemesine, inandırıcı ve açık olmasına dikkat etmelidir.

Anlatım yolları ile anlatım türlerini karıştırmamak gerekir. Anlatım türleri sözlü anlatım, yazılı anlatım diye ikiye ayrılır. Anlatım yolları daha genel bir kavramdır. Hem sözlü anlatımda hem de yazılı anlatımda uygulanır.
Bunlar: 1. Açıklayıcı Anlatım, 2. Öyküleyici Anlatım, 3. Betimleyici Anlatım, 4. Tartışmalı Anlatım.
Bir olay anlatımı ile, düşünce anlatımı aynı yöntemle olmaz. Düşünce yazılarında ve resmi mektuplarda anlatım daha ciddi; özel mektuplarda, anılarda daha içten; olay yazılarında sürükleyici, heyecan doludur. Anlatımda kimi zaman konuşma dili, kimi zaman şiir dili kullanılır. Her ikisi için de iki anlatım biçimi vardır: Dolaylı anlatım, dolaysız anlatım.
Bir duygunun, bir düşüncenin, bir isteğin söz ya da yazı ile belirtilmesine anlatım denildiğini görmüştük.
Tanıma göre anlatım: 1. Sözlü anlatım, 2. Yazılı anlatım olmak üzere iki türlüdür.

Değerlendirme Soruları

Aşağıdaki soruların yanıtlarını seçenekler arasından bulunuz.
1. Aşağıdakilerden hangisi olmadan anlatma olamaz?
A. Konuşma
B. Dinleme
C. Yazma
D. Anlama
E. İşitme
2. Aşağıdakilerden hangisi anlatım yollarından biri sayılamaz?
A. Açıklayıcı Anlatım
B. Öyküleyici Anlatım
C. Betimleyici Anlatım
D. Tutarsız Anlatım
E. Tartışmalı Anlatım
3. Aşağıdakilerden hangisi anlatım özelliklerinden biri değildir?
A. Doğallık
B. Kısalık
C. Açıklık
D. İlginçlik
E. İnandırıcılık
4. "Cümlelerde en az sözcük ile eksiksiz anlatımı yakalamaya........denir." cümlesinde
boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A. Özlülük
B. Duruluk
C. Açıklık
D. İlginçlik
E. Tutarlılık
5. Konu seçiminde aşağıdakilerden hangisi gözönünde bulundurulacak özelliklerden
biri değildir?
A. Araştırma yapılabilecek bir konu seçilmeli
B. Konu geliştirmeye uygun olmalı
C. Kişi bilmediği bir konuyu seçmeli
D. Konu bilimsel gerçeklerle çelişmemeli
E. Konu inandırıcı ve açık olmalı

Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar

Ateş, Kemal. Örneklerle Türkçe Kompozisyon Bilgileri, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Yayınları, No: 353, Ankara, 1985.
Emir, Sabahat. Örnekleriyle Kompozisyon Yazma Sanatı, Hakan Ofset, İstanbul, 1985.
Garipoğlu, Kemal. Örnekli Kompozisyon, İstanbul, 1977.
Hengirmen, Mehmet. Türkçe Kompozisyon Yazım-Test-Uygulama, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Yayınları, Ankara, 1980.
Kantemir, Dr. Enise . Yazılı ve Sözlü Anlatım, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları: 105, Ankara, 1972.
Özdemir, Emin. Okuma Sanatı, İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 1983.
Özdemir, Emin. Yazı ve Yazınsal Türler, Varlık Yayınevi, İstanbul, 1983.
Özdemir, Emin -Adnan Binyazar. Yazmak Sanatı: Kompozisyon, Varlık Yayınevi, İstanbul, 1969.
Özön, Mustafa Nihat. Yazmak Sanatı ve Kompozisyon, Varlık Yayınevi, İstanbul, 1960.
Par, Arif Hikmet. Plânlı Yazma Sanatı Komposizyon, İstanbul, 1974.
Sarıca, Salih - Mustafa Gündüz. Güzel Konuşma ,Yazma, Kompozisyon, İstanbul, 1992.
Tansel, Fevziye Abdullah. İyi ve Doğru Yazma Usûlleri, Milli Kültür Yayınları, Ankara, 1962. 
Türk Dili. Türk Dili ve Yazını Özel Sayısı, Aylık Dil ve Edebiyat Dergisi.
Wellek , R. - A. Warren. Yazın Kuramı, Çeviren: Yurdanur Salman, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 1982.
Türk Dil Kurumu. Yazım Kılavuzu, No: 525, Ankara, 1996.
Yıldırım, Hüseyin. Öğretmen Rehberi, C. I, II, Ankara Yayınevi, Kültür Matbaası, Ankara, 1966.
Yörük, Yaşar. Güzel Konuşma Yazma Kılavuzu, Ankara, 1978.
Yücel, Tahsin. Yazın ve Yaşam, Çağdaş Yayınları, İstanbul, 1976.
Zülfikar, Hamza. Yüksek Öğretimde Türkçe Yazım ve Anlatım, Bizim Büro, Ankara,1981.


Sözlükte DEYİŞ Nedir:
deyiş: türk halk edebiyatında hece vezniyle söylenen şiirler. türkü, destan, koçaklama, güzelleme, taşlama, nefes, koşma, tekerleme türlerinin hepsine deyiş adı verilir. "deme" sözcüğü de kullanılır.
0 kişi beğendi


Yine sizden düzenin mantığını bulup soru işaretinin yerine gelecek doğru şekli bulmanızı istiyoruz. Süreniz başladı.




Soru işaretinin yerine A şıkkındaki şekil gelmeli. Çünkü görsel 3 farklı daire vardır ve hepsi de 3'er kez kullanılmıştır. Sadece A şıkkındaki daire 2 kez kullanılmıştır. Bu yüzden doğru cevap A şıkkıdır.

Cevap Yaz


×
Seç Değiştir



×
Seç Değiştir

×
Örnek 1 : https://www.youtube.com/watch?v=0zuBFyfQ3Qc
Örnek 2 : https://vimeo.com/8802569

Bilgilendirme: Bulmaca sözlüğümüzde Haberturk, Hürriyet, Sözcü ve Posta gazetesinin günlük kare ve çengel bulmacalarının cevapları ve Bulmacahane, CodyCross gibi bulmaca oyunlarının cevapları yayınlanmaktadır. Ayrıca diğer gazete bulmaca cevapları, bulmaca kitabı, çapraz, karışık bulmaca cevaplarınıda sözlüğümüzde bulabilirsiniz. Bulmaca sözlüğümüzden arama yaparak bulmaca sorunuzdaki cevabı kolayca bulabilirsiniz. Eğer cevap henüz sitemize eklenmemiş ise soru sor butonuna tıklayarak hemen cevap verilmesini sağlayabilirsiniz.

Yakın zamanda para ödüllü online bulmaca çözebileceğiniz bulmaca servisimiz yayına alınacaktır. Günlük, haftalık, aylık ve yıllık olarak en iyi bulmaca çözenler listelerimiz olacak.

Sözlüğümüzde cevabını bulabileceğiniz bulmaca çeşitleri: CodyCross bulmaca soruları, çengel bulmaca, kare bulmaca, sudoku bulmaca, rakam bulmaca, kelime şifre bulmaca, altıgen çengel bulmaca, halka bulmaca, sözcük avı, yapboz bulmaca, labirent bulmaca, mozaik bulmaca, resimli kelime bulmaca, 7 farkı bulun, lekare bulmaca ve kim milyoner olmak ister soruları ve cevapları.

Ayrıca bulmaca cevapları sözlüğümüzde aradığınız kelimenin eş anlamı, mecazen ve mecaz anlamları, eski dildeki karşılıkları, osmanlıca karşılıklarıi, zıt anlamlarını bulabilirsiniz.

Unutmayın bulmaca çözmek zekanızı geliştirdiği gibi çağımızın en kötü hastalıklarından biri olan alzheimer içinde doktorlar tarafından en önerilen çözümlerden biridir. Şimdiden güzel, sağlıklı günler dileriz..
Benzer Sorular
hantol
Çözüldü Tabir Etmek bulmaca

AÖF Akademik Takvim

01 Mart 2021 Sınav Merkezi Değişikliği Bahar Dönemi Ara Sınavı (Son değişiklik tarihine kadar sınav merkezi değişikliği yapanlar, bahar dönemi ara sınavına yeni sınav merkezlerinde girebilir.)
10 - 11 Nisan 2021 Bahar Dönemi Ara Sınavı
19 Nisan 2021 Sınav Merkezi Değişikliği Bahar Dönemi Dönem Sonu Sınavı (Son değişiklik tarihine kadar sınav merkezi değişikliği yapanlar, bahar dönemi dönem sonu sınavına yeni sınav merkezlerinde girebilir.)
29 - 30 Mayıs 2021 Bahar Dönemi Dönem Sonu Sınavı
28 Haziran - 01 Temmuz 2021 Yaz Okulu Kayıt ve Ders Seçme
09 Temmuz 2021 Sınav Merkezi Değişikliği Yaz Okulu Sınavı (Son değişiklik tarihine kadar sınav merkezi değişikliği yapanlar, Yaz Okulu sınavına yeni sınav merkezlerinde girebilir.)
08 Ağustos 2021 Yaz Okulu Sınavı
Günün Bulmaca Cevapları





Geri
Geçmiş
Soru Sor
Arama
Menü
Kapat
Hareket Dökümü
Online Üyeler
  • Onur Polat
    Onur Polat
    Belirtmemiş
  • muzur06
    muzur06
    Belirtmemiş
  • Deniz mavi
    Deniz mavi
    Belirtmemiş
  • Büşra Dere
    Büşra Dere
    Belirtmemiş
  • Vodavon
    Vodavon
    Belirtmemiş
  • Berke59
    Berke59
    Belirtmemiş
  • İrem
    iremugras123
    Kütahya
eBulmaca Uygulamamız
589.845 Cevap
İNDİR - Şimdi App Store'da.
eBulmaca Uygulamamız
589.845 Cevap
İNDİR - Şimdi Play Store'da.
Sitemizi kullanarak, Çerez Politikamızı , Gizlilik Politikamızı ve Hizmet Şartlarımızı okuduğunuzu ve anladığınızı kabul edersiniz.. Detay. ×