Nedir.Org
  • 1
19446
2
Okunma
23
Cevap
3
Soru :

Yaşadığımız dünyada hiçbir şeyin yeni olmadığını kimler iddia etmektedir?

Yaşadığımız dünyada hiçbir şeyin yeni olmadığını kimler iddia etmektedir?
Bölüm: Tarih
Durum: Çözüldü
Tarih: 1 hf. önce
0 kişi takip ediyor

Verilmiş Cevaplar


16



2021-01-14 17:23:41 #
Cevap : Yaşadığımız dünyada hiçbir şeyin yeni olmadığını kimler iddia edenler küreselleşme karşıtları ve kuşkuculardır..
0 kişi beğendi
1



2021-01-14 17:21:28 #
Cevap :

Kuşkucular

Radikallere karşı fikir olarak onların tam karşısında yer alan kuşkucular, küreselleşme karşıtları olarak da anılmaktadır. Küreselleşme karşıtı olarak akla gelen ilk isimler, Noam Chomsky, Paul Hirst, Grahame Thompson ve Immanuel Wallerstein’ dir. Kuşkucular küreselleşmeye her konuda kuşkuyla yaklaşmaktadırlar (Giddens, 1999: 56). Yaşadığımız dünyada hiçbir şeyin yeni olmadığını iddia etmektedirler. Kuşkucular, küreselleşmenin geçmişine bakarak, o dönemde de önemli derecede para ve mal hareketinin oluşmuş olduğunu söylemektedirler. Günümüzde hala birçok ülkenin oldukça katı bir biçimde uyguladıkları ulusal sınır kontrollerine karşılık, 19. yüzyılda insanların pasaport bile kullanmadıklarını iddia ediyorlar. Kuşkucular, dünya ekonomisinde duvarların kaldırılması yönündeki günümüzde yaşanan gelişmelerin, 100 yıl öncesine benzer bir duruma geri dönüşten başka bir şey olmadığını iddia ediyorlar. Kısacası, küreselleşmenin yeni bir süreç olduğunu kabul etmiyorlar. Herkesin bu terimle bu kadar ilgili olmasını zamanın ideoloji haline gelmesine bağlıyorlar. Onlar için küreselleşme, refah devletini yok edecek minimal devlet ve hükümeti amaçlayan çevrelerin sık sık kullandığı basit bir terimdir.
Kuşkuculara göre küreselleşme yeni liberallerin bir icadıdır. (Giddens, 2000: 40).

Bu grubun bazı üyeleri, küreselleşmeyi, kapitalizmin savaşçı olmayan yeni işleyiş mantığı ya da jeo-ekonomik emperyalizm olarak değerlendirirken; Chomsky gibi bazı ünlü düşünürler de, kar peşinde koşan mega işletmelerin, totaliter kurumların tiranlığı olarak nitelemişlerdir (Bozkurt, 2000: 21).

Bu gruba göre küreselleşme, beklenilmeyen bir şey değildir; sadece bu süreç aşırı küresellileşmeciler tarafından abartılarak bir efsane haline getirilmiştir. Dünya ekonomisi geçmişte olduğundan daha az bütünleşmiştir. Bunun yanında ulusal hükümetler, uluslararasılaşmanın edilgen mağdurları değildirler.

Küreselleşme sürecinin karşısında gelişen bölgeselleşme, küreselleşmenin bir ara istasyonu değil, tam aksine alternatifidir. Dünya küresel bir uygarlık yerine, yeni anlayışlar çerçevesinde bölünmeye doğru gitmektedir.

Küreselleşme, bir bütünleşmeyi değil, farklı kültürler, farklı uygarlıklar ya da bölgeler arasında yeni çatışmaları beraberinde getirecektir. Yine bu grup, dünya ekonomisi içerisindeki eşitsizliğe dikkat çekiyor ve bunun dünyada neo-liberallerin dediği gibi, küresel bir uygarlığın doğuşundan ziyade, köktendinciliğin ya da saldırgan milliyetçiliğin doğuşuna yol açacağını savunuyorlar (Bozkurt, 2000, 21-22).

Ayrıca kuşkucular, küreselleşme sürecinin ekonomik ya da teknolojik gelişmelerin sonucunda ortaya çıkan bir olgu olmaktan ziyade, bir ideolojik tutum olduğunu iddia etmektedirler.

Küreselleşme karşıtı düşüncelerin başını çeken tartışmalardan en önemlisinin yoksul ülkelerin gittikçe yoksullaştığı, zengin ülkelerinde gittikçe zenginleştiği tezidir. Bu konu son on yılın “Ekonomik Büyüme” araştırmalarının en önemli araştırma konularından birisi olmuştur. Sonuç olarak zengin ve yoksullar arasındaki bu yakınlaşma sadece zengin ülkeler için geçerlidir ve zengin ülkelerin kişi başına düşen gelir düzeylerinin birbirlerine yakınlaştıkları kabul edilir. Bölgeler itibarı ya da günümüzdeki dünyada daha gerçekçi olan bir yaklaşımla bloklar arasındaki duruma göz atıldığında, örneğin Avrupa ülkeleri gelir düzeyleri arasında bir yakınlaşma olduğu hatta bu yakınlaşmanın genel olarak OECD ülkeleri için bile söylenebileceği iddia edilirken Afrika'nın kesinlikle uzaklaşma trendinde olduğu, yani yoksul Afrika'nın daha da fakirleştiği gözlemlenmektedir. Latin Amerika için net bir şey söylenemezken Türkiye'nin de aralarında bulunduğu birçok ülkenin durumunun tam ortada olduğu anlaşılmaktadır.

Asya kıtasının bu yakınlaşma kulübünde gibi gözükmesinin en önemli nedenlerinden birisi Asya'da bulunan yeni sanayileşmiş ülkelerin varlığıdır (Özdemir, 1992: 242). Ancak kuşkuculara göre, küreselleşme kavramının sonuçlarından çıkarılabilecek en önemli sonuç şudur ki, ekonomik açıdan zengin ülkeler zenginlik kaynaklarını arttırmakta, fakir ülkeler ise kaynaklarını kaybetmekte ve zengin ülkelere kaptırmaktadırlar.

Genel olarak dünyada gözlediğimiz küreselleşme olgusu temelde iki nedenden kaynaklanmaktadır. Birinci neden bütün dünyada rekabete dayalı serbest piyasa ekonomisinin, hakim ekonomik sistem haline gelmesidir. İkinci neden ise teknolojik gelişme, özellikle iletişim ve ulaşım teknolojilerindeki hızlı gelişmedir. Ekonomik yönden ise küreselleşme; para, sermaye, mal ve hizmetler piyasalarının dünya ölçeğinde bütünleşmesi olgusudur. Liberal iktisat teorisine göre mal, para, sermaye ve emek piyasalarının bütünleşmesi, dünyada refah düzeyinin maksimum noktaya ulaşmasına imkan verir. Teknolojik gelişmeler ise bu bütünleşmeyi sağlayan temel araçlardır (Hisarcıklıoğlu, 2001: 59).

Teknolojik gelişmeler, ulusal sınırlar arasındaki mal, para, sermaye ticaretinin hızlanmasını sağlamakta böylelikle ticaret ucuzlamaktadır. Taşımacılığın ve iletişimin ucuzlaması ve süratlenmesi, yatırım hamlelerinin, üretimin ve kalkınma çabalarının çeşitli aşamalarının başka ülkelere taşınmasını  kolaylaştırmaktadır. Ancak mal hareketlerinin hızlanmasını sağlayan küreselleşmenin uluslararasında ve özellikle de gelişmekte olan ülkelere yönelik olarak
yatırımları ve kalkınma hamlelerini arttırması ve bunlara bir ivme kazandırması beklenemez.

Kapitalizm çağında, beş yüz yıldır ülkeler arası mal ve sermaye hareketlerinin artışını sağlayan ve sürükleyen en önemli faktör “Kâr Güdüsü” dür. Bu güdü ile hareket eden şirketler teknolojinin verdiği yeni imkanlardan yararlanarak ticaret ve yatırım faaliyetlerini genişletmeye ve yaymaya çalışmaktadır. Şirketlerin ticaret ve yatırımı azami serbesti içinde yapabilmesi için, ülkeler arasında sermaye ve mal hareketlerinin önündeki eskiden kalma tüm engellerin (kalkınmacı ve sosyal politikaların, iktisadi milliyetçilik eğilimlerinin) ortadan kalkması gerekmektedir (Somel, 2002: 143).

Bunun içindir ki, küresel ekonomik düzen içerisinde gerek gelişmelerini tamamlamış olan ülkelerin gerekse, gelişmekte olan ülkelerin sermaye hareketlerinin dolaşımına izin veren politikaları, ülkelerin ve ekonomik sistemlerin kabul etmesi ve bunun önündeki engellemeleri ortadan kaldıracak olan prensipleri de benimsemiş olmaları gerekmektedir. Bu tip politikaların hayata geçirilmesi piyasaların liberalleşmesini ve uluslararası ekonomik yapı içerisinde çok uluslu şirketlerin etkinlik kazanması ile küreselleşme sürecinin daha da genişleyerek etkinlik alanının artmasına sebep olacaktır.

Piyasalar ve üretim gerçekten küreselleşince, uluslararası ekonomik sistem ulusal bağlamından kopar ve özerkleşir. Ulusal ekonomiler arası bağımlılık arttıkça, ulusal düzey uluslararası düzey tarafından içerilir ve dönüştürülür. Böylece uluslararası ekonomi özerkleşerek küresel ekonomiye dönüşür. Bunun sonucu olarak yurtiçi ve yurtdışı ayrımı önemini kaybederek, özel kesim ve ulusal devlet, geleneksel faaliyet ve hükümranlık alanlarında dahi uluslararası koşulları dikkate almak zorunda kalmaktadır (Hirst, Thompson, 1998: 35-36).
0 kişi beğendi
1



2021-01-14 17:22:47 #
Cevap :

Küreselleşme karşıtları: Radikal/aşırı küreselleşmecilerin tam karşısında yer alan bu grup, kuşkucular olarak da anılmaktadır. Giddens’ın (1999, s.56) deyimiyle küreselleşmeye her konuda kuşkuyla yaklaşmaktadırlar. Yaşadığımız dünyada hiçbir şeyin yeni olamadığını iddia etmektedirler. Kuşkucular, küreselleşmenin geçmişine (19. yüzyıla) bakarak, o dönemde de önemli derecede para ve mal hareketinin oluşmuş olduğunu söylemektedirler. Günümüzde hala bir çok ülkenin oldukça katı bir biçimde uyguladıkları ulusal sınır kontrollerine karşılık, 19 . yüzyılda insanların pasaport bile kullanmadıklarını iddia ediyorlar. Kuşkucular, dünya ekonomisinde duvarların kaldırılması yönündeki günümüzde yaşanan gelişmelerin, 100 yıl öncesine benzer bir duruma geri dönüşten başka bir şey olmadığını iddia ediyorlar. Kısacası, küreselleşmenin yeni bir süreç olduğunu kabul etmiyorlar. Herkesin bu terimle bu kadar ilgili olmasını zamanın ideoloji haline gelmesine bağlıyorlar. Onlar için küreselleşme, refah devletini yok edecek minimal devlet ve hükümeti amaçlayan çevrelerin sık sık kullandığı basit bir terimdir.

Bu grubun bazı üyeleri, küreselleşmeyi, kapitalizmin savaşçı olmayan yeni işleyiş mantığı ya da jeo-ekonomik emperyalizm olarak değerlendirirken (Gerbier, s.105-116); Chomsky gibi bazı ünlü düşünürler de, kar peşinde koşan mega-işletmelerin, totaliter kurumların tiranlığı (Sainath.) olarak nitelemişlerdir.

Bu gruba göre küreselleşme, beklenilmeyen bir şey değildir; sadece bu süreç aşırı küresellileşmeciler tarafında abartılarak bir efsane haline getirilmiştir. Dünya ekonomisi geçmişte olduğundan daha az bütünleşmiştir. Bunun yanında ulusal hükümetler, uluslararasılaşmanın edilgen mağdurları değildirler.

Bunun yanında küreselleşme sürecinin karşısında gelişen bölgeselleşme, küreselleşmenin bir ara istasyonu değil, tam aksine alternatifidir. Dünya küresel bir uygarlık yerine, yeni anlayışlar çerçevesinde bölünmeye doğru gitmektedir. Küreselleşme, bir bütünleşmeyi değil, farklı kültürler, farklı uygarlıklar ya da bölgeler arasında yeni çatışmaları beraberinde getirecektir. Yine bu grup, dünya ekonomisi içerisindeki eşitsizliğe dikkat çekiyor ve bunun dünyada neo-liberallerin dediği gibi, küresel bir uygarlığın doğuşundan ziyade, köktendinciliğin ya da saldırgan milliyetçiliğin doğuşuna yol açacağını savunuyorlar.

Ayrıca kuşkucular, küreselleşme sürecinin ekonomik ya da teknolojik gelişmelerin sonucunda ortaya çıkan bir olgu olmaktan ziyade, bir ideolojik tutum olduğunu iddia ediyorlar.

0 kişi beğendi


Cevap Yaz


×
Seç Değiştir



×
Seç Değiştir

×
Örnek 1 : https://www.youtube.com/watch?v=0zuBFyfQ3Qc
Örnek 2 : https://vimeo.com/8802569

01 | Yenilenemez Enerji Kaynakları

Yenilenmez Enerji Kaynağı Nedir
Bilimsel olarak esasen, enerji kaynakları sıralamasında yenilenemez olarak adlandırılan bir enerji kaynağı olmamasına rağmen, oluşumu çok uzun zaman alan enerji kaynaklarına yenilenemez enerji adı verilmektedir. Bu kaynakların büyük bölümü fosil yakıtlar ve nükleer enerjiden oluşmakla birlikte, özellikle fosil kaynaklı yakıtların yanmasıyla oluşan enerjinin verimliliği ve fazla enerji vermesi, doğal çevreye ve ekolojiye olan zararları çok fazladır. Aynı şekilde, nükleer enerjinin de kontrolsüz kullanılması.. - Yazıya Git..

02 | Yeniçeri Ocağı

Yeniçeri, (Osmanlı Türkçesi: يڭيچرى, Yeni asker) Osmanlı Devleti’nde askerî bir sınıftı. Kuruluşunu Orhan Gazi veya I. Murad dönemlerine dayandıran farklı görüşler bulunmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarının genişlemesi ile, Hıristiyan çocukların 8-18 yaşlarında alınarak yetiştirilmesi (devşirme) ile oluşturulmaya başlanan Yeniçeri Ocağı, Padişah’a bağlı Kapıkulu Ocakları’nın piyade kısmının büyük kısmını oluşturmaktaydı. Kapıkulu ocaklarının en itibarlısı olan Yeniçeri Ocağı savaşlarda padişahın.. - Yazıya Git..

03 | Yeni Çağ

Yeni Çağ: 1453′teki istanbul’un fethiyle başlar, 1789′daki fransız ihtilaline kadar sürer. Yeni Çağ (Erken Çağdaş Dönemi), Tarih Çağlarının üçüncüsüdür.
Yeni Çağın Genel Özellikleri
 1. Feodal yönetimler (derebeylikler) yıkıldı, krallıklar güç kazandı.
 2. Avrupa'da Coğrafi Keşifler, Rönesans, Reform gibi önemli gelişmeler yaşanmıştır.
 3. Rönesansla birlikte skolastik düşünce sistemi çökmüş, akıl, bilim ve deney ön plana çıkmıştır.
 4. Ticaretle uğraşan Burjuva sınıfı.. - Yazıya Git..

04 | Yeni Çağın Özellikleri

Yeni Çağ: 1453′teki istanbul’un fethiyle başlar, 1789′daki fransız ihtilaline kadar sürer. Yeni Çağ (Erken Çağdaş Dönemi), Tarih Çağlarının üçüncüsüdür.
Yeni Çağın Genel Özellikleri
1. Feodal yönetimler (derebeylikler) yıkıldı, krallıklar güç kazandı.2. Avrupa'da Coğrafi Keşifler, Rönesans, Reform gibi önemli gelişmeler yaşanmıştır.3. Rönesansla birlikte skolastik düşünce sistemi çökmüş, akıl, bilim ve deney ön plana çıkmıştır.4. Ticaretle uğraşan Burjuva sınıfı güç ve önem kazanmıştır.5. Sömürge.. - Yazıya Git..

05 | Yeniçeri

Yeniçeri, (Osmanlı Türkçesi: يڭيچرى, Yeni asker) Osmanlı Devleti’nde askerî bir sınıftı. Kuruluşunu Orhan Gazi veya I. Murad dönemlerine dayandıran farklı görüşler bulunmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarının genişlemesi ile, Hıristiyan çocukların 8-18 yaşlarında alınarak yetiştirilmesi (devşirme) ile oluşturulmaya başlanan Yeniçeri Ocağı, Padişah’a bağlı Kapıkulu Ocakları’nın piyade kısmının büyük kısmını oluşturmaktaydı. Kapıkulu ocaklarının en itibarlısı olan Yeniçeri Ocağı savaşlarda padişahın.. - Yazıya Git..

06 | Dünyadaki körfezler

Dünyadaki körfezler, kanallar ve boğazlar - Soruya Git..

08 | Kimlere “vatandaş” denir? Vatandaşlık görevleri nelerdir?

3. Sınıf Türkçe Ders Kitabı SDR İpekyolu Yayınları Sayfa 125 Cevabı - Soruya Git..

09 | Yaşadığımız yeri nasıl tarif ederiz

Yaşadığımız yeri nasıl tarif ederiz anlatınız. Günlük yaşantımızda; • Burası neresi? • Hastane nerede? • Okula nasıl gidilir? • Bu adresi nasıl bulabilirim? Gibi sorularla karşılaşabiliriz. Bir yerin hangi tarafta olduğunun tarifini yaparken yönlerden yararlanırız. - Soruya Git..

10 | Yaşadığımız bölgedeki dağlara benzer olan bölgeler

Bu sorunun cevabı için bana yardımcı olur musunuz. - Soruya Git..












Arama
Menü
Kapat
Hareket Dökümü
Online Üyeler
  • Reyhan Zengin Demirci
    Reyhan Zengin Demirci
    Belirtmemiş
  • Turk Pro
    Turk Pro
    Belirtmemiş
  • Nazlıceylanım
    Nazlıceylanım
    Belirtmemiş
  • Kartalaltan
    Kartalaltan
    Belirtmemiş
  • Firat Comert
    Firat Comert
    Belirtmemiş
  • semauyanik
    semauyanik
    Belirtmemiş
  • Ugur Yılmaz
    Ugur Yılmaz
    Belirtmemiş
  • TufanDymz
    TufanDymz
    Belirtmemiş
  • zekeriya500
    zekeriya500
    Belirtmemiş
  • mk4raca
    mk4raca
    Belirtmemiş
  • Cemmm
    Cemmm
    Belirtmemiş
  • Mecruh
    Mecruh
    Belirtmemiş
  • Yeşim Koç
    Yeşim Koç
    Belirtmemiş
  • emre0108
    emre0108
    Belirtmemiş
  • Ozan Cantimur
    Ozan Cantimur
    Belirtmemiş
  • Duygux34
    Duygux34
    Belirtmemiş
  • feyzullah delieli
    feyzullah delieli
    Belirtmemiş
  • Berke59
    Berke59
    Belirtmemiş
  • esoes
    esoes
    Belirtmemiş
  • miraç Sancar
    miraç Sancar
    Belirtmemiş
  • Büşra Dere
    Büşra Dere
    Belirtmemiş
  • emrah07
    emrah07
    Belirtmemiş
  • hera
    hera
    Belirtmemiş
  • zeus
    zeus
    Belirtmemiş
  • Sinem Ellis
    Sinem Ellis
    Belirtmemiş
  • muzur06
    muzur06
    Belirtmemiş
  • İrem
    iremugras123
    Kütahya
Sitemizi kullanarak, Çerez Politikamızı , Gizlilik Politikamızı ve Hizmet Şartlarımızı okuduğunuzu ve anladığınızı kabul edersiniz.. Detay. ×